Kemal Bey tam 12'den vurdu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu üç medya sorgucusunun arasına alıp siyaseten yok edeceklerini, bitireceklerini sandılar herhalde. Oysa biraz geriye bakabilselerdi, Kılıçdaroğlu'nun bu tür medya gösterilerinde hiçbir zaman mağlup olmadığını görürlerdi. Dahası, onun çok daha sağlam bir zeminde durduğunu kavrayamadılar: Dürüstlük zemini.

Çünkü sorguya çekenlerin yaslandığı zemin son derece çürüktü. Rüşveti, rüşvetçiyi, hırsızı kollamanın asla sağlam bir dayanak olamayacağını anlamadılar. Medya hokkabazlığıyla kamu malını çalanları, yolsuzluk batağındakileri "haklı" çıkarmanın mümkün olmadığını idrak edemediler. Kılıçdaroğlu'nu sıkıştırmaya çalıştıkça aldıkları yanıtlarla dut yemiş bülbüle döndüler. Zira hepsi farkındaydı: Rüşvet, hırsızlık, soygun diz boyuydu.

Kılıçdaroğlu'nun asıl derdi, medya aracılığıyla CHP tabanına ve seçmenine ulaşmaktı. Özellikle de son dönemde İmamoğlu-Özel ekseni ve arka bahçesindeki FETÖ gücünün gölgesinde şekillenen bir parti yönetimine karşı, doğrudan halka seslenmekti. Ahlaki üstünlük kesinlikle ondaydı. Milletin, dürüstlük zemininde duranları değil; hırsızların yüzüne tüküreceğini gayet iyi biliyordu. Bu yüzden cesaretle karşılarına çıktı ve tüm aşağılama temelli sorulara rağmen meramını anlatmaya çalıştı.

Kılıçdaroğlu, CHP gibi köklü bir partinin yolsuzlukla, rüşvetle, çalıp çırpmayla anılamayacağını - hele ki karşısındaki gazetecilere rağmen - net bir şekilde ortaya koydu. Ve asıl vurucu hamle finalde geldi.