CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, muhalefet cephesinin yıllardır alışılagelmiş dış politika ezberini bozan bir çıkış yaptı. Ana muhalefet partisi CHP'nin başını çektiği muhalefetin son on beş yıllık dış politika vizyonu, "Esad'la görüşelim"in ötesine bir türlü geçemedi. Suriye muhalefetini "cihatçı" diye damgaladılar. Rusya-Ukrayna savaşında Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımlarına Ankara'nın da katılması için iktidarı sıkıştırmaktan geri durmadılar. Türkiye'yi Londra'ya şikayet etmekten çekinmediler. Filistin meselesindeki tutumlarını "Hamas terörist" kalıbıyla şekillendirdiler. Karabağ'da Azerbaycan'ın karşısına dikildiler, Ankara'yı Karabağ'a "cihatçı" gönderdiği iddiasıyla ispiyonladılar. "Mekke ittifakı"na "Araplar bizi arkadan vurmuştu" retoriğiyle karşı çıktılar. "Libya'da ne işimiz var" diyenler de aynı muhalefetin önde gelen isimleriydi.
İktidarın "güçlü Türkiye" vizyonunu paylaşmadıkları gibi, bugüne kadar muhalefetten tek bir lider bu ifadeyi bir kez dahi ağzına almadı. Erdoğan'ın Türkiye'yi bölgesel güç ve küresel aktör haline getirme çabalarını yıllarca alayla karşıladılar, hatta açıkça karşı çıktılar. Ülkeyi güçlendirme gibi bir dertleri hiç olmadı.
Şimdi ise ilk kez bir muhalefet lideri, Türkiye'nin bölgesel bir güç olması gerektiğini, Ortadoğu'nun en güçlü devleti olmasının şart olduğunu vurguluyor. Kemal Bey'in grupta yaptığı konuşmayı dinleyince kulaklarıma inanamadım. Zira yıllardır Erdoğan'dan dinlediğimiz vizyon ve milli iddiayı ilk kez CHP Genel Başkanı da dillendiriyordu. Sözleri şöyleydi:
"Egemen güçler Osmanlı'yı batırdılar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlet olmak zorundadır. Bölgesinin en güçlü devleti olmak zorundadır. Bazen diyorlar ya, itiraz ediyorlar. Mekke anlaşmasına niye evet diyorsunuz Bölgenin dominant gücü ya Türkiye olacak ya da başka bir ülke. Bir daha söylüyorum: Bölgenin dominant gücü, en önemli gücü, etkili gücü kim olacak Türkiye Cumhuriyeti Devleti olacak. Bölgedeki ayrılan egemen güçleri görüyorsunuz. Oradaki boşluğu da görüyorsunuz. O boşluk içerisinde Türkiye gücünü göstermek zorundadır. Terör olayının bitmesiyle beraber iki büyük gücün, emperyal gücün Ortadoğu'dan çekilmesiyle beraber ortaya çıkan bir boşluk var. Kim dolduracak bunu"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'yi bölgesel güç ve küresel aktör haline getirme çabalarını yıllarca alayla karşılayan, hatta karşı çıkan muhalefetin bu noktaya gelmesi; en azından Kemal Bey gibi uzun yıllar muhalefet liderliği yapmış bir ismin Erdoğan'ın sözüne gelerek ezber bozması son derece önemli bir gelişmedir. Bölgede ortaya çıkan boşluğu dolduracak gücün Türkiye olması gerektiğini, Ortadoğu'nun en etkili aktörünün Cumhuriyet devleti olmasını zorunlu kılan yeni jeopolitik gerçekliği muhalefet de artık görmezden gelemiyor. Kılıçdaroğlu'nun "bölgenin dominant gücü Türkiye olacak" vurgusu, iktidarın yıllardır savunduğu "güçlü Türkiye" vizyonunun muhalefet cephesinde de ilk kez açıkça dile getirilmesi anlamına geliyor.

7