İranlı Kürt grupların silahlandırılması ve rejime karşı batıdan bir cephe açılması hazırlıklarının olup olmadığı sorusuna ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, "Diğer aktörler yapıyor olabilir, biz değil" diye yanıt verdi. Hegseth'in "diğer aktörler" derken İsrail'den başkasını kast etmediği açık.
ABD medyasında yer alan bir habere göre de Dışişleri Bakanı Marco Rubio Kongre'ye verdiği brifingde İsrail'i işaret ederek şunları söyledi: "Kürtleri silahlandırmıyoruz. Ama İsraillilerle ilgili hiçbir şey belli olmaz."
Bir başka ABD'li yetkilinin aktardığına göre de "Kürt İranlı grupları destekleme ve onları Irak'tan İran'a kara harekatı için kullanma fikri başlangıçta İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Mossad'dan geldi, CIA ise daha sonraki bir aşamada bu çabaya katıldı."
Bu giriş ve alıntıları yapmamın sebebi sebebi "ABD'nin Kürt kartı" başlıklı haberleri daha doğru
kavramak.
ABD Başkanı Trump'ı İran'a müdahaleye ikna eden Netanyahu'nun aklında şüphesiz rejimin askeri kapasitesini zayıflatmaktan daha fazlası var: İran'ın parçalanması ve Ortadoğu'nun yeniden dizaynı. Amerikan medyasına daha önce de yansıdığı gibi Netanyahu, 7 Ekim Hamas saldırısının ardından Hamas'ı gerekçe göstererek Trump'ı Ortadoğu'yu İsrail'in çıkarları doğrultusunda yeniden biçimlendirmeye ikna etmeye çalışıyordu.
ABD'nin İran'a yönelik bu son müdahalesinin gerekçeleri de o kadar zayıf ki, Trump'ın arka planda İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmek dışında güçlü bir motivasyonu olmadığı izlenimi giderek kuvvetleniyor.
"ABD'nin Kürt kartını açtığı" yönündeki haberler de Washington'ın, İsrail'in stratejik hedefleriyle uyumlu bir istikamete girdiğini düşündürüyor. CNN'nin geçtiği haberlerde satır aralarında, İran'a dönük Kürt planının altyapısının İsrail tarafından örüldüğüne dair net bilgiler var. Trump'ın Mesud Barzani ve Bafel Talabani'yle görüştükten sonra İran'ın en büyük Kürt örgütlerinden İran KDP'sinin lideri Mustafa Hicri ile görüşmesi de "Kürt kartının" artık masada olduğunun kanıtı.
Bu coğrafyada-özellikle de Körfez'de-ABD'ye müzahir ülke ve yönetimlerin en belirgin özelliği, ikiyüzlülüğü devlet aklına dönüştüren sinsi bir siyaset tarzı. İsrail'le kurulan ittifakı ABD ortaklığı perdesiyle gizlemek, bu karakterin temel yöntemlerinden biri. İsrail'le müttefik oluşlarını ABD müttefikliğiyle maskelemeye çalışıyorlar. Aslında bu, İsrail'in Ortadoğu politikasında taktığı maskenin bir benzeri: İsrail, bölge hedeflerini çoğu zaman ABD dış politikasını bir arayüz gibi kullanarak ilerletiyor. Telefonda konuşan Trump; konuşturan Netanyahu.
Uluslararası ilişkiler literatüründe sıkça başvurulan "Çin'i çevreleme" gibi teoriler de Ortadoğu söz konusu olduğunda, çoğu zaman İsrail'in bölgesel hedeflerini perdeleyen bir anlatı işlevi görüyor.

2