İsrail, PKK/SDG'nin yardımına koşabilir mi

Kurtuluş Tayiz
09.01.2026
5

Suriye'de uzun süredir görülmeyen bir hareketlilik yaşanıyor. ABD, İsrail ve Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına varıldığı yönündeki açıklamanın ardından Şam yönetimi, ülke genelinde otoritesini tahkim etmeye dönük adımlarını hızlandırmış görünüyor. Bu yeni dönemin ilk somut yansıması ise Halep'te ortaya çıktı. Suriye ordusu, kentin üç mahallesine yerleşmiş durumda olan PKK/SDG'ye karşı sınırlı ama planlı bir operasyon başlattı. Örgütün, bölgede yaşayan Kürt sivilleri kendine kalkan yaparak mevzilendiği alanlarda başlayan bu müdahale, birkaç gündür süren düşük yoğunluklu çatışmaların dün itibarıyla daha organize bir askeri harekata dönüşmesiyle yeni bir evreye girdi.

Peki PKK/SDG, bir yandan sözde Şam yönetimiyle 10 Mart mutabakatını müzakere ettiğini iddia ederken, diğer yandan Halep'teki mahallelerden Suriye ordusunu karşısına alacak, çatışmaları tırmandıracak ve adım adım etkin olduğu bölgelerden temizlenmesinin önünü açacak provokatif saldırılara neden başvuruyor

Bu sorunun cevabı, birkaç gün önce ilan edilen ABD-İsrail-Suriye güvenlik anlaşmasıyla yakından bağlantılı. Şam yönetiminin ülkede istikrarı yeniden tesis etme yolunda ilerlemesi, PKK/SDG açısından alarm zillerinin çalması anlamına geliyor. Çünkü Suriye'de istikrar oturdukça, bu yapının varlık zemini de hızla aşınıyor. Bu nedenle 10 Mart Mutabakatı'na uymaya zaten niyetli değiller. Asıl amaçları, geç kalmadan çatışma üretmek ve bölgesel aktörlerin yeniden Suriye sahasına müdahil olmasının önünü açmak.

Belli ki bu yönde daha önce İsrail'den bir cesaretlendirme ya da en azından bir işaret almış olmalılar. Aksi halde, ortada somut bir gerekçe yokken Suriye ordusuyla doğrudan karşı karşıya gelmeyi göze almaları pek rasyonel görünmüyor. Ancak dün İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın açıklamaları, Tel Aviv'in bu aşamada sahaya inmekten çok Batı'ya çağrı yapmakla yetindiğini gösterdi.