Hedef İran mı, bütün bölge mi

Almanya Şansölyesi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmesinde "stratejinin belirsizliği" ifadesini kullandı.

Dikkat ederseniz, daha ilk günden itibaren ABD ve İsrail'in izlediği stratejinin belirsizlik taşıdığı yönünde eleştiriler ve yorumlar yapılıyor.

Trump'ın başlangıçta açıkladığı askeri hedeflerde "nükleer kapasitenin ortadan kaldırılması" öne çıkıyordu. Buna ek olarak balistik füze kapasitesi ve İran'ın temel askeri yeteneklerinin zayıflatılması hedefleniyordu. Ancak gelinen noktada hedef setinin kaydığı görülüyor. İran'ın sivil altyapısı vuruluyor; petrol ve doğalgaz sahaları hedef alınıyor. İsrail'in elektrik santrallerini, çelik fabrikalarını ve çimento tesislerini vurduğu biliniyor. İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nin de saldırılar arasında yer aldığını not edelim.

Savaşın siyasi hedefleri konusundaki belirsizlik ise başından beri sürüyor. İsrail'in rejim değişikliği hedefini Trump'ın önüne koymasına rağmen, mevcut savaşın niteliğiyle bunun gerçekleşmesi oldukça zor görünüyor. Topyekûn bir işgal harekatı olmadan rejim değişikliği ihtimali zayıf.

Öte yandan ABD'nin, Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışını güvence altına almak amacıyla sınırlı bir kara operasyonu hazırlığında olduğu da ifade ediliyor.

Bir ayı geride bırakan ABD-İsrail saldırıları kritik bir eşikte. Savaşın Lübnan, Yemen, Irak, Suriye ve Körfez ülkelerine yayılması an meselesi.

"Stratejinin belirsizliği" tam da bu noktada anlam kazanıyor. Aslında ortada iki düzlem var: Uluslararası kamuoyuna sunulan resmi hedefler ve bölgesel bir savaşı tetikleyebilecek örtülü hedefler. Başlangıçta İran'la sınırlı görünen çatışma, bugün tüm bölgeyi içine çekebilecek bir sürece evriliyor.