Güldüremeyince kızdıranlar...

Son günlerde televizyonlarda, sosyal medyada, hatta gazete sayfalarında tek bir komedyene yönelik öfke dalgası var. "Kızma" kelimesi hafif kalır, adeta bir nefret selleri izliyoruz.

Peki ne ara komedyenler güldürmeyi bırakıp kızdırmaya başladı Deniz Göktaş ismi herkesin dilinde. Videoyu izledim; mesele mizah değil, mizah kılıfıyla yapılan bir provokasyon.

Gösteri, Gezi sürecinde ajansların sahaya sürdüğü o klasik "süper proje" tiplerini hatırlattı. Çünkü burada güldürmek değil, Kur'an-ı Kerim'le dalga geçmek esas amaçtı.

Sanki Anadolu insanını "aydınlatma" misyonu üstlenmiş. Oysa Cumhuriyet tarihi boyunca bu topraklarda "aydınlatma" çabası hiç eksik olmadı; tam tersine dinin yasaklanması, camilerin kapatılması, ezanın susturulması ve başörtü yasağı sorun oldu. Deniz Göktaş da Charlie Hebdo ile Leman arası sıkışmış bir tavırla, ne mizah yapabildi ne de aydınlatabildi; sadece tahrik etti.

Siyasi göndermelere gelince: Erdoğan'a "diktatör" lafı yetmemiş, denge sağlamak için İmamoğlu'nu da diplomayla alaya almış. Ama bu "herkese eşit uzaklık" çabası değil, aksine maksadını gizleme amaçlıdır.