Fransa-İsrail ekseninin karanlık yüzü

Fransa'nın Yunanistan ile 2021'de imzaladığı savunma anlaşmasını geçtiğimiz nisan ayında yeni maddelerle (askeri eğitim, enerji ve nükleer teknoloji transferi gibi) güncellemesi ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile 2025'te yaptığı stratejik ortaklık anlaşmasını haziran ayında geliştirerek yenilemesi, İsrail'in Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı ördüğü "altıgen ittifak" vizyonunun belkemiğini oluşturuyor. Fransa, bölgedeki müttefiklerine yalnızca gelişmiş silah sistemleri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda doğrudan askeri müdahale garantisi de veriyor. Bu iki anlaşma, Netanyahu'nun işaret ettiği gibi, "ortak düşman" Türkiye'ye karşı İsrail'in uzun yıllardır uyguladığı çevreleme stratejisinin tamamlayıcı birer parçası.

Fransa ile İsrail arasındaki ilişki, ABD-İsrail ittifakından bile daha eskiye, 1950'lerin başına uzanıyor. Bu ortaklığın en karanlık sayfalarından biri, kesinlikle Cezayir Bağımsızlık Savaşı'dır (1954-1962). İsrailli subaylar, bu savaşta Fransız ordusunun yanında aktif olarak görev aldı. Şehir savaşları ve ayaklanma bastırma taktikleri konusunda, Batı'nın en büyük sömürgeci ordularından birini eğitenler İsrailli generallerdi. Bu subayların kurup yönlendirdiği "Avcı Timleri", Cezayir direnişini kırmak için Müslüman mahallelerinde infazlar düzenledi, toplu katliamlara imza attı.

İsrail'in Fransız ordusuna kazandırdığı en belirleyici yenilik şuydu: "Siviller ile direnişçiler arasındaki ayrım kaldırılmalıydı. Bu anlayış, Fransız ordusunun Müslüman halka karşı napalm bombardımanları ve toplu katliamlar gerçekleştirmesini hem meşrulaştırdı hem de kolaylaştırdı."

Fransa, Cezayir'de Müslüman halka karşı yürüttüğü katliamları İsrailli subayların kontrgerilla teknikleriyle sürdürürken, İsrail de Fransa'dan işkence ve toplu cezalandırma yöntemlerini devralıp geliştiriyordu. Bu karanlık işbirliğinin bilançosu ağırdır: Cezayir'de yüz binlerce Müslüman'ın hayatını kaybetmesi ve ardından Filistin topraklarında inşa edilen işgal rejimi.

Ortaklık bununla da sınırlı değil. İsrail'in 1956'da Mısır'a saldırması ve Sina Yarımadası'nı işgal etmesi, arka planda Fransa ve İngiltere ile yapılan gizli anlaşmalara dayanıyordu. O dönemde İsrail'in başlıca silah tedarikçisi Fransa'ydı; ihtiyaç duyulan füze ve savaş uçakları Paris tarafından sağlanıyordu.