Fon krizi ve casusluk faaliyeti

Yolsuzlukların ortaya çıkması ve ifşa edilmesi hiçbir zaman siyasi amaçlardan bağımsız olmamıştır.

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre de 26 Eylül'de fon kriziyle ilgili Fatma Betül Sayan Kaya'nın adını ilk kez deşifre ettiğinde, herhalde ülkedeki ahlaki çöküşe karşı mücadele vermiyordu.

Zira yıllardır Ekrem İmamoğlu etrafında şekillenen belediyelerdeki yolsuzluk ağının içinde, tam göbeğinde olmakla suçlanıyorlar.

Bu açıdan, siyasal iktidara karşı bir misilleme fırsatını ele geçirmiş olmanın mutluluğunu yaşadıkları bile söylenebilir.

Kuşkusuz siyasetin doğası böyledir; muhalefet ile iktidar arasındaki karşılıklı çekişme ve mücadelede "yolsuzluk" kartı en önemli silahlardan biridir.

"Peki hırsızın hiç mi kabahati yok" diye itiraz edenler olacaktır muhakkak. Elbette muhalefet işini yapmıştır; iktidara düşen ise yolsuzluğa bulaşanları korumadan yargının gereğini yapmasını sağlamaktır.

Bu konuda şüpheler var mıdır Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşma ve mesajlarının ardından Fatma Betül Sayan Kaya'nın ve ailesinin malvarlığının dondurulması kararının çıkması, kamuoyundaki şüphelerin giderilmesi açısından önemli bir ipucudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi çevrelerinde bulunan ve nefsine yenik düşen kim varsa yollarını ayıracaklarını özellikle vurgulamış ve yargının elini büyük oranda rahatlatmıştır.

Meselenin özüne dair var olan beklenti -yani Erdoğan'ın kimsenin gözünün yaşına bakmayacağına dair irade beyanı ve mesajları- amacın hasıl olduğunu gösterir.

Muhalefet açısından mesele asla "yolsuzluk" değildir; nitekim devraldıkları ve yönettikleri belediyeleri neredeyse kısa sürede yağmalamaya kalktıkları az çok gözler önündedir. Muhalefet, fon krizini siyasi bir kampanyaya çevirerek Erdoğan'a karşı seçimlere kadar kullanacaktır. "Bu da normaldir" denilecek şüphesiz; evet, normaldir. Fakat bu fon skandalını kimin ve hangi gücün muhalefete hediye ettiğini düşünmemizin de bir sakıncası olmasa gerek.

Zamanlama çizgisi şöyle: Fon krizi 16 Eylül'de patladı; o gün birçok fon, yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılayamadığını açıkladı ve borsa sert düşüş yaşadı.

22 Eylül'de beklendiği üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM konuşması gerçekleşti. İsrail ve Netanyahu aleyhinde çok sert bir konuşmaydı; İsrail delegasyonu salonu terk etti.