Sosyal medyada son günlerde Azerbaycan'dan gelen videolar birbiri ardına düşüyor. Okul kapısında ağlayan kız çocukları, başörtülü öğretmenler, "yasağa karşı duruyoruz" diye bağıran kalabalıklar. Görüntüler üst üste binince insan ister istemez "ne oluyor orada" diye sormaya başlıyor. Ama işin aslı sadece başörtüsü değil. Bu görüntülerle birlikte Aliyev'e, Azerbaycan yönetimine ve Türkiye-Azerbaycan ilişkisine karşı yoğun bir kampanya yürüyor.
Amaç belli. İki kardeş ülkeyi birbirine düşürmek. Türkiye'deki insanı Azerbaycan'a karşı, Azerbaycan'daki insanı Türkiye'ye karşı tahrik etmek. "Bakın Aliyev kızlarımıza başörtüsü yasağı koydu" diye yayılan her video, aslında daha büyük bir hesabın parçası. Sosyal medyada dolaşan bazı görüntülerin kesilmiş, bağlamından koparılmış olduğu da ortaya çıkıyor. Kasıtlı servis edilen sahneler var. Ajitasyon var. Ve bu işin arkasında duran hesapların çoğu İran yanlısı.
Sayfalarına baktığınızda tablo netleşiyor.
Azerbaycan'ı ve Aliyev'i hedef alan hesaplar aynı zamanda koyu mezhepçi. İran'ı seven, İran'ın çizgisini savunan, Şii siyasetini öne çıkaran paylaşımlar yapıyorlar. İlk bakışta kampanyanın kaynağı İran. Azerbaycan içinde de benzer bir yapı var. İran'a yakın, mezhep üzerinden siyaset yapan kesimler Aliyev hükümetini tahrik ederek Türkiye ile arasını açmaya çalışıyor. Çünkü Türkiye-Azerbaycan bağı ne kadar sıkı olursa, İran'ın Azerbaycan üzerindeki nüfuzu o kadar zayıflar.
Azerbaycan'da olan biten de tam bu gerilimin üzerine oturuyor. Eylül ve ekimde okul kıyafet kuralları değişti. Uygulamada bazı okullarda başörtülü öğrenciler ve öğretmenler içeri alınmadı. Protestolar çıktı, 37 kişi gözaltına alındı, Instagram ve TikTok'ta erişim sorunları yaşandı. Bu gerçek.
BAKÜ, İRAN ETKİSİNİ SINIRLAMAK İSTİYOR
Ancak Bakü, bu düzenlemeyi sadece iç siyaset olarak görmüyor. İran'dan gelen dini etkiyi sınırlama çabası olarak görüyor. Bu hassasiyet yeni değil. Ama şimdi sosyal medyada sadece "Aliyev başörtüsü yasakladı" diye servis ediliyor. Arka plandaki İran kaygısı ya gizleniyor ya da tersine çevriliyor.
İran tarafı da boş durmuyor. İran'ın Sahar Azeri televizyonu, Diyarbakır'da yapılan bir tesettür etkinliğinin görüntülerini Azerbaycan'daki protesto gibi sundu. Azerbaycan Medya ve Yayın Konseyi bunu dezenformasyon diye kınadı. İran'da öğrenciler ve bazı din adamları da Azerbaycan'daki uygulamaya tepki gösterdi. Elçilik ise "bizimle alakası yok" diye açıklama yaptı. Ama sosyal medyadaki hesapların dili ve yönelimi bu açıklamayı inandırıcı kılmıyor.
İsrail de bu işin dışında değil. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine mesafe girmesi, İran'dan sonra en çok İsrail'in işine gelir. Azerbaycan, İsrail'le enerji ve savunma alanında yakın. Bu yakınlık İran'ı rahatsız ediyor. Türkiye ise son dönemde İsrail'e sert çıkıyor. Eğer Türkiye ile Azerbaycan birbirine küserse, İsrail hem Azerbaycan'daki konumunu daha rahat korur hem de Türkiye'nin bölgesel etkisini sınırlamış olur.
Türkiye karşıtlığında birleşiyorlar. Burada garip bir tablo oluşuyor. Türkiye karşıtlığında İsrail ve İran doğal müttefik gibi davranıyor. İkisi de bölgesel hegemonyalarını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ortadoğu'da dengeler değişiyor. Güç kaybı yaşayanlar, Türkiye-Azerbaycan gibi yakın bağları zayıflatmak için fırsat kolluyor. Başörtüsü meselesi de bu fırsatın aracı haline getirildi.

2