Erdoğan öncesi ortada

Bugünlerde kimle karşılaşsam "81 ile sığınak yapılacakmış, savaş hazırlığı mı yapıyoruz" diye soruyor. Bazıları endişeli ve tedirgin, bazıları yerinde duramayacak kadar heyecanlı, bazıları da "Türkler sığınağa girer mi" havasında alaycı yaklaşıyor. Nitekim, bu haber internete düşer düşmez hızla toplumun ortak gündemi haline geldi.

Söz konusu tedbir aslında MİT'in uyarısı üzerine gündeme geldi. Yakın bir savaş tehlikesinden daha çok coğrafyamızdaki istikrarsızlıklar karşısında ülkenin eksiklikleri masaya yatırıldığında sığınak konusu da öne çıkan başlıklardan biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da zamanımıza uygun biçimde sığınaklar inşa etmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nı görevlendirdi.

Sığınaklar konusu Türkiye'nin savunma alanında aldığı tedbirler listesinin herhalde sonlarında yer alıyordur. En son Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çelik Kubbe sistemlerinin envanteri katılmasına ilişkin düzenlediği töreni izleyince sığınaklar konusunun bu kadar öne çıkmasına, popüler olmasına doğrusu şaşırdım. Türkiye son yıllarda askeri sistemler üretme geliştirme alanında hayal dahi edilemeyecek gelişmeler kaydetti. Büyük bir gurur aslında. Ne var ki, bu gelişmeleri tartışmak yerine muhalefet "sığınaklarla yandaş müteahhitlere rant alanı açıyorlar" diye suçlamaya başladı.

Oysaki, olası bir savaş halinde sığınak inşa etmediği için koro halinde hükümeti suçlayacaklardır.

Şüphesiz bugüne kadar muhalefete kulak verilmiş olsaydı Türkiye savunma alanında, askeri teknolojilerde bu kadar yol alamazdı. Erdoğan'dan öncesi ortada. Kupkuru bir Anadolu, kupkuru bir ülke. Erdoğan, onca darbe girişimine, 5. kol faaliyetine karşın Türkiye'yi son çeyrek asırda küresel bir aktör haline getirmeyi başardı. Siyasi muhalefet, ısrarla bu gerçeği görmese de Batı sistemi her şeyin farkında. Türkiye'nin kendine yeterli bir savunma sanayisine sahip olmasını "küresel güce dönüşen Türkiye'nin başarı hikayesi" olarak okuyorlar. Rant peşinde koşanların, belediyelerdeki yolsuzluk girdabına kapılanların bu gerçeği görmelerini elbette beklemiyoruz. Fakat, halkı yanlış bilgilendirmelerine, manipüle etmelerine de göz yumulamaz. İktidarın, Türkiye'nin son çeyrek asırda yaşadığı dönüşümü halka bıkmadan usanmadan anlatması gerekiyor. Milli güvenliğin diğer bir boyutu da halkı 5. kol faaliyetlerinin zehrinden kurtarmaktır. Ve bu konuda çok ciddi görevler iktidar partisini bekliyor.