Epstein'den taş devrine...

Epstein dosyası mı demeliyiz, yoksa MOSSAD'ın kapsamlı bir istihbarat projesi mi Son gelişmelere bakarsak karar vermek o kadar zor olmayabilir.

ABD başkanlarından Avrupa'daki kraliyet ailelerine, teknoloji dünyasının yön verici isimlerinden Hollywood yıldızlarına; Amerikan istihbarat topluluğunun seçkin üyelerinden yargıçlara, senatörlere ve üst düzey bürokrasiye kadar uzanan geniş bir ağdan söz ediyoruz. Pentagon'dan Dışişleri'ne kadar devletin kritik damarlarına sirayet eden bu yapı içinde, Epstein tezgahından geçmiş ne kadar isim varsa, hepsinin bir MOSSAD operasyonuyla kontrol edilebilir hale getirildiğini, yönlendirilebilir birer figüre dönüştürüldüğünü görüyoruz.

Bugün gelinen noktada, bu seçkin elit sınıfın İsrail'in stratejik yönlendirmeleri doğrultusunda hareket ettiği ve İran'a yönelik saldırgan politikaların bu çerçevede şekillendiği öne sürülüyor. Hatta Epstein çevresinin bilinen isimlerinden biri olarak anılan Başkan Trump'ın, İran'ı "taş devrine döndürme" söylemiyle hareket ettiği görülüyor.

Neo-Con'ların ana hatlarını belirlediği ABD'nin Ortadoğu politikası, aslında İsrail'in stratejik çıkarlarının bir tür özetidir.

Trump'ın İran'a yönelik saldırı kararı da bu bağlamda değerlendirildiğinde, ABD'nin kendi ulusal çıkarlarıyla ne ölçüde örtüştüğü tartışmalıdır. Daha çok Netanyahu'nun planladığı bir savaşın yürütücüsü gibi bir tablo ortaya çıkmaktadır. Nitekim Trump'ın ulusa sesleniş konuşmasında İran'ı "taş devrine döndürmekle" övünmesi, bu yaklaşımın açık bir göstergesidir.