En büyük savaş hilesi: Trump-Netanyahu oyunu

ABD'nin İran'a karşı bir savaşa ani bir kararla sürüklenmediği; İsrail ve ABD'nin İran'a karşı adım adım bir savaşa hazırlandıkları her geçen gün daha fazla gün yüzüne çıkıyor.

İsrail'in Gazze'de savaşı durdurmaya razı olması, ABD'nin Suriye'den çekilmesi ve Akdeniz'e askeri güç yığması, İran'a yönelik aylar öncesinden başlatılmış bir hazırlığın parçaları olarak okunuyor.

Trump'ın, Netanyahu'nun son dakika tehditleri nedeniyle İran savaşına razı olduğu yönündeki tezlerin büyük ölçüde bir yanıltmaca olduğu görülüyor. İsrail siyasi hileyi iyi bilir; Trump-Netanyahu arasındaki danışıklı döğüş de bu stratejinin bir parçası. Kamuoyunda bir "Trump-Netanyahu ihtilafı" varmış gibi oluşturulan şüphe ve kuşku, aslında Amerikan kamuoyunu yönlendirmeyi amaçlıyor.

İsrail karşıtlığının da etkili olduğu MAGA hareketinin oylarıyla seçilen Trump, bugün İsrail'in en büyük savaş planlarından birine hizmet ediyor. Bu durum, İsrail'in siyasi etkisinin gücünü gösteriyor. Netanyahu'nun yıllar önce söylediği "Amerika'yı yönetmek kolaydır" sözlerinin neden bu kadar tartışma yarattığı da burada daha iyi anlaşılıyor.

İsrail'in Amerika'da yükselen toplumsal ve siyasi eğilimlerin dışında kalmasını beklemek, İsrail karşıtı hareketleri sadece izlemekle yetineceğini düşünmek büyük bir saflık olur. İsrail, uzun süredir Amerikan dış politikasını etkilemek için ciddi yatırımlar yapan, kadrolar oluşturan ve ayrıntılı stratejiler geliştiren bir aktör.

Nitekim İsrail'e en mesafeli görünen başkanlardan biri olarak sunulan Trump bile, sonuçta İsrail'in hedeflerine en fazla hizmet eden liderlerden biri haline geldi. Baba ve oğul Bush ya da Clinton dönemleri bile, İsrail açısından Trump kadar verimli olmadı. Trump'ın siyasi mahareti, İsrail karşıtı Amerikan seçmeninin oylarını alarak iktidara gelmesi; ardından bu siyasi gücü İsrail'in stratejik hedefleri doğrultusunda kullanmasıdır. Irak işgalinden sonra İsrail'in en büyük hedeflerinden biri olan İran'a yönelik sürecin önünü de bu siyaset açmıştır.