Şaibeli bir kurultayla CHP Genel Başkanlığı'na gelen, ancak mahkeme kararıyla koltuğunu Kemal Kılıçdaroğlu'na bırakmak zorunda kalan Özgür Özel, dün CHP'den kopuşunu ilan ederken yine "büyük" laflara sığındı. Ne var ki o lafların içi boştu, gerçeklikten son derece uzaktı.
CHP'yi bölerken "tarihi" bir işe imza atıyormuş havası estirmek istedi. Ama konuşmasında öne çıkan bir cümle var ki, maaşlı trol ordusunun da haber sitelerinin de düşüncesizce paylaştığı o söz, aslında bütün işin mayasını ortaya döküyor. Özel, parti bölme gerekçesini şu sözlerle açıkladı: "Efendim bize diyorlar ki Ankara merkezli siyaset yap, Ekrem'i bırak!"
İnsan ister istemez soruyor: Ankara merkezli değil de hangi merkezli siyaset yapacaksınız Brüksel merkezli mi, Pensilvanya merkezli mi
Hukukun geçerli olduğu hiçbir ülkede savunulamayacak bir yolsuzluk dosyası ortadayken, "Ekrem'i savunmayı bırak" demenin neresi yanlış Bir siyasi partinin kurulma gerekçesi, tek bir kişiyi -üstelik yolsuzluk iddialarıyla anılan birini- savunmak olabilir mi
Dikkat edin, Özgür Özel ve yanındaki vekillerin CHP'den ayrılıp yeni bir parti kurmasının ana tezi tek bir isme endeksli: Ekrem! Oysa siyasi partiler tarihsel ve toplumsal görevlerle yola çıkar, ekonomik ve siyasi hedefler koyar önlerine. Özel'in flaş cümlesi ise "Ekrem'i savunmak, onu bırakmamak"tan ibaret.
Siyasi liderlerde vefa duygusu elbette önemlidir. İmamoğlu'nun, Özel'i CHP'nin başına getirmek için harcadığı onca kaynağı, verdiği kişisel desteği görmezden gelmek haksızlık olur. Ama bu, yeni bir siyasi parti kurmayı meşru kılmaz.
Tarihsel ve toplumsal ihtiyaçlar ışığında kurulan partiler kalıcı olur; kişisel kaygılar, çaresizlik hissi ya da "kapana kısılmışlık" duygusu yeni bir oluşuma temel olamaz. Kuşkusuz Özel ve arkadaşları kendilerini çıkmazda hissediyor olabilir. Ancak bu çıkmaz tamamen yanlış bakış açısından kaynaklanıyor: "Ekrem'i bırakmayız" diye bir siyasi çizgi olmaz.

14