Çözüm süreci sessiz sedasız ilerliyor

PKK'nın Türkiye'ye karşı "silahlı mücadele" başlattığı 15 Ağustos 1984 Eruh baskınının 42. yıldönümünde TBMM, terörü tümden sonlandırmayı hedefleyen tarihî çerçeve yasayı gündemine aldı ve 15 Ağustos'a kadar yasalaştırmayı planlıyor.

Süreç, 2024 sonu-2025 başındaki siyasi temasların ardından Öcalan'ın Şubat 2025'te Kandil'e yaptığı fesih ve silah bırakma çağrısı, PKK'nın Mayıs 2025'teki fesih kararı, Temmuz 2025'teki sembolik silah yakma ve Şubat 2026'da Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporuyla yasal altyapı aşamasına geldi.

Önceki çözüm girişimlerinden farklı olarak bu kez daha kontrollü, devlet merkezli ve sağlam bir model izleniyor. Süreci istismar etmek isteyen odaklar ya devlet tarafından tasfiye edildi ya da bugün istismar zemini bulamıyor.

Kamuoyunun, özellikle şehit aileleri ve milliyetçi tabanın hassasiyetini gözeten bir yaklaşım benimsendi: aftan, Öcalan'a özel düzenlemeden ve genel aftan kaçınıldı. Bunun yerine "münfesih örgüt + teyit mekanizması + sınırlı denetimli serbestlik" formülüyle riskler minimize edildi. Böylece süreç bir "barış müzakeresi" değil, "örgütün tasfiyesi ve sınırlı entegrasyonu" olarak çerçevelenmiş oldu.

İktidar, süreci başından beri "partiler üstü" bir mesele olarak ele aldı. Meclis'te kurulan çözüm komisyonuna kayda değer bütün partiler üye verdi; böylece geniş bir mutabakat zemini oluştu.

Bu hafta Meclis'e sunulması beklenen 10-14 maddelik çerçeve yasanın 15 Ağustos'a kadar kabul edilmesi öngörülüyor. Yasa "af" niteliği taşımayacak, süreli olacak; Öcalan ve örgüt liderleri kapsam dışında bırakılacak. Örgüt üyeleri ile suça bulaşmamış kişileri kapsayacak; suça bulaşanlar içinse ceza indirimi ve denetimli serbestlik öngörülecek. Ayrıntılar görüşmeler sırasında netleşecek.