Sosyal medyada ve gazetelerde Azerbaycan'a karşı bir rüzgar estiriliyor. Bu rüzgarın arkasında İsrail ve İran'ın olduğu ortada. İçeride ise başörtüsü karşıtlığıyla bilinen muhalefet öne çıkıyor. Bunu söylediğimizde "hırsızın hiç mi suçu yok" diye tepkiler geliyor.
Toplumdaki başörtüsü hassasiyeti kullanılarak iktidar üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor. Neredeyse Azerbaycan düşman ilan edilecek.
İki ülke hükümeti her gün ayrı bir haberi yalanlamak zorunda kalıyor. Gazetelerde ve sosyal medyada dolaşan haberlerin çoğu gerçek dışı. Biri "Aliyev'in partisi Erdoğan'a saldırdı" diye yazıyor, diğeri "Türkiye Azerbaycan'ı uyardı" diye servis ediyor. Hepsi saptırma.
İki taraf da her gün dostluk mesajı veriyor. Ama sansasyonel iddialar kamuoyunu dolduruyor. Kimse dostluk mesajlarını duymak istemiyor.
Bu düşmanlık nereden çıktı
Bu kadar çok yalanlanan haber varsa, arka planda iki ülke ilişkilerini bozmaya dönük bir kampanya var demektir. Bu oyuna ne hükümetler gelmeli ne kamuoyu.
İç politika ile dış politikayı karıştırmamak lazım. İçerideki iktidar-muhalefet kavgasını olduğu gibi dış politikaya yansıtamazsınız. Bunu sadece Azerbaycan için söylemiyorum. İran'la bile gerektiğinde ittifak yapılır, birlikte hareket edilebilir. Kağıt üstünde yakın ilişkilerimiz var. Sahada işler farklı yürür. İran resmiyette yanınızda durur, pratikte karşınızda. Gün gelir, çakışan çıkarlar ittifaka döner. Bu olmayacak iş değil. Ama ittifakı da dostluğu da devlet yürütür. Dış politikayı şekillendirenler karar verir. Temel çıkar neyi gerektiriyorsa ona göre hareket edilir.

15