Bölücü siyasete tam gaz devam

Ahmet Türk, DEM geleneğinin en köklü isimlerinden biri. Yıllarca genel başkanlık, milletvekilliği ve belediye başkanlığı yaptı. Ne var ki tüm bu süreçlerdeki duruşu, izlediği çizgi "etnik-ayrılıkçı" siyasetin sınırlarını aşamadı.

Yine de nedense "Kürt siyasetinin en aklıselim insanı" olarak öne çıkarıldı. "Barış güvercini" diye lanse edildi. Aynı gelenekten pek çok siyasetçi soruşturma ve kovuşturmalara uğrayıp yıllarca hapishanelerde kalırken, siyaset dışına itilirken; Ahmet Türk en sert çıkışlarına rağmen -belki de tam da bu aklıselim imajı sayesinde- siyaset sahnesindeki yerini korumasını bildi.

Belediye başkanı olduğu kente kayyım atandığında, iktidar bu kez çok sert eleştiriler aldı. "Ahmet Türk'e bu yapılır mı" sorusu yükseldi. Türk kamuoyunda da ona dair beklenti hep yüksekti: "Saçları ağarmış, sağduyulu barış adamı, terörün bitmesine en büyük katkıyı sunacak isim olarak" görüldü.

MHP lideri Devlet Bahçeli büyük bir nezaketle onu kapılarda karşıladı. Kameralar önünde tokalaşmalar, onore eden sözler... Türk'ün yeni çözüm sürecine büyük katkı yapacağından kimse şüphe duymadı. Türkiye'nin barışına, birliğine, kardeşliğine kim karınca misali bir damla su taşır, yıllardır ülkeyi yakıp kavuran terör ateşini kim söndürmeye çalışırsa tartışmasız büyük saygıyı hak eder.

Ne var ki Ahmet Türk, bu rolün adamı değildi ve hiçbir zaman olmadı. O hep bölücü, ayrılıkçı siyasetin destekçisi oldu. Barışçı görünüp teröre kapı araladı, ayrılıkçılığı körükledi; güvercin gibi görünüp şahinleri kışkırttı.

Yalnız Ahmet Türk, kamuoyunun gündemine son çıkışıyla bu çözüm sürecinin nereye evrileceğini göstererek "hayırlı" bir iş de yaptı. Süper Lig'e çıkan Amed Sportif Faaliyetler'in kutlamalarına katıldı ve şu sözleri sarf etti: "Kutluyorum, çok mutluyum. Kürdistan'ın bir takımı Süper Lig'e çıktı. Şimdiden başarılar dilerim."