Askeri yöntemden siyasi çözüme...

Türkiye'nin terörle 40 yıldır süren mücadelesi siyasi bir çözüme evrilemediği için son bulmadı ve bir nihayete kavuşamadı. Askeri yöntemlerle terörü bastırmak, sınırlamak, etkinlik gücünü zayıflatmak mümkün; fakat, bu size dönemsel bir başarıdan fazlasını sunmaz. Nihayi başarı siyasi çözümden geçer ki, Türkiye de bugün bu yöntemi deniyor.

Çözüm sürecinin başlamasına "terörü yok ettik, bitirdik, kımıldayamıyorlar; bu süreç de nereden çıktı" diye itiraz edenlerin gözden kaçırdığı şey taktik başarıyla stratejik başarı arasındaki farkı görememeleri. Terörle mücadeleyi siyasi bir çözüme kavuşturamazsanız yarın terör farklı yöntem ve taktiklerle yine ayağınıza dolanmaya başlar.

Nihayi başarı siyasi bir çözüm modeli oluşturmaktan geçer ve Türkiye bugün bunu deniyor. Fakat sancılı bir süreç. Meclis'teki çözüm komisyonunun Öcalan'ı dinleyip dinlememesi tartışmaları bu sancılı sürecin parçası. MHP bu siyasi cesareti açıkça sergileyen parti, AK Parti ise daha tecrübeli, örgütü daha iyi tanıyor ve haklı olarak sürecin kontrolden çıkmasından kaygılı.

Zaten terörün 40 yıldan fazla bir süre Türkiye'yi meşgul etmesi siyasi çözümün zorluklarından, risklerinden kaynaklanıyor. Türkiye şimdiye kadar siyasi çözüme hiç bu kadar yaklaşmamıştı. Meclis'teki komisyonunun çalışmalarıyla siyasi bir çözüm modeli şekillenebilir ve cesaretle uygulanabilirse 40 yıldır Türkiye'yi terörle meşgul eden PKK ve onun siyasi uzantılarının sığınacakları başka bir bahane kalmaz. Ellerindeki terör kartını almak için siyasi bir çözüm modelini geliştirip açıklamak büyük bir hamle olur.

Sürecin en can alıcı noktası aslında PKK/DEM'in siyasi çözüme gelip gelmeyeceğiyle ilgili. PKK'nın terörü 40 yıl boyunca temelsiz, mantıksız, anlamsız şekilde sürdürmesi; ana omurgasını terör yöntemleri üzerine oturtması siyasi çözüme kapalı olduklarını açık bir şekilde gösteriyor. İmralı, örgütünü siyasi çözüm zeminine çekmeye çalışıyor fakat örgüt, siyasi çözüme hazırmış gibi yapıp bu süreyi terör yöntemlerini ve taktiklerini geliştirmek için bir fırsat olarak kullanıyor. Ayrıca, Türk siyasi alanında DEM aracılığıyla varlığını güçlendirmeye çalışıyor. PKK'yı taşeron olarak kullanan bazı bölge devletleri ve küresel güç odakları da örgütün siyasi bir çözüme yanaşmasına kolay kolay müsaade edecek değil. Uzun yıllara dayalı ilişkileri var. PKK o kadar bağımsız bir örgüt değil.