Modern zamanlarda güç ve iktidar yalnızca resmi kurumlar üzerinden değil; görünmez bağlantılar, sosyal çevreler ve nüfuz alanları üzerinden de şekilleniyor.
Epstein skandalının başlıca figürlerinden biri olan Ghislaine Maxwell, geri planda kalmış görünse de Epstein ağının kurucusu olarak adlandırılıyor. Babası Robert Maxwell; Çekoslovakya doğumlu bir Yahudi medya patronu. Yükseliş hikayesi de ölümü de tartışmalı.
Ghislaine Maxwell, Epstein ağını inşa eden isim olarak öne çıkıyor. 2006 yılında, Epstein hakkında şikayetlerin yeni yeni Florida Savcılığı'na ulaştığı günlerde Trump, Palm Beach polis karakolunda yaptığı gayri resmi görüşmede Maxwell için "Epstein'den daha tehlikeli" uyarısında bulunuyordu.
Jeffrey Epstein ile birlikte kurduğu ilişki ağı yıllarca siyaset, finans ve akademi çevrelerine kadar uzandı. Maxwell yargılandı, mahkûm oldu. Epstein'in ölümüyle birlikte Maxwell bu dosyanın en kritik halkalarından biri haline geldi. Elit çevrelere erişimi, sosyal kabiliyeti ve perde arkasındaki rolü onu sıradan bir "yardımcı" figür olmaktan çıkarıp bir "ağ kurucusu"na dönüştürdü.
Türkiye'de ise başka bir bağlamda ama yine "ağ" kavramı üzerinden tartışılan bir dava vardı: Ayşe Barım. Sanatçı elitler arasında güçlü bir konuma sahip olmakla, bağlı isimleri belli siyasi eylemlere yönlendirmekle suçlandı. Savcılık mütalaasında Barım'ın "irade ortaya koyan, danışılan ve onayı alınan kişi" olduğu ifade edildi. Şirketine bağlı sanatçılar aracılığıyla yapılan çağrıların toplumsal olayların seyrini etkilediği öne sürüldü.
Mahkeme, bazı indirimler uygulayarak 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Yattığı süre ve sağlık koşulları dikkate alınarak, yurtdışı yasağı sürmek kaydıyla tutukluğuna gerek duyulmadı.

12