İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ahbap'ın "ahbaplarını" ifadeye çağırması, Türkiye'deki medya ve sanat dünyasının alet olduğu 5. kol faaliyetlerinin yeni bir perdesidir. Aralarında operasyoncu gazeteciler ve sanatçıların bulunduğu bu isimler, kariyerlerini ve finansal güçlerini büyük ölçüde devlete, siyasal iktidara ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı toplumu olumsuz yönlendirme becerisine borçludur.
Bu yapının temelleri, medyanın "dördüncü kuvvet" olarak tanımlandığı 12 Eylül darbesi sonrasında atıldı. O dönemde iktidarı ve toplumu etkileme gücü bu aktörlere sunuldu; ancak bu güç, dördüncü kuvvet olmaktan çok, adeta İsrail'in uzantısı bir 5. kol faaliyetine dönüştü. Türkiye'deki çürüme ve yozlaşmanın büyük kısmı, darbe sonrası kurulan bu medya-sanat çevrelerinin eseridir. Küresel ölçekte de benzer bir tablo hakimdi: ABD ve Avrupa'da medya ve sanat endüstrisi Siyonist elitin kontrolündeydi ve Türkiye'de de aynı reçete uygulandı.
Ancak bu düzen, 2000'li yıllarla birlikte Anadolu ihtilalinin siyasal alanı dönüştürmesiyle sarsılmaya başladı. 12 Eylül mirası medya ve sanat çevreleri, siyasal iktidarı devirme girişimlerine her zaman en güçlü desteği verdi; darbe girişimlerini meşrulaştırmak için gayret gösterdiler. FETÖ'nün 7 Şubat MİT kumpasından 17-25 Aralık yargı darbesine, kanlı 15 Temmuz kalkışmasına kadar her operasyonun yanında yer aldılar. Her başarısızlık sonrası "pişmanız" dese de, yeni bir hazırlığa hemen giriştiler ve kendilerini "muhalif" etiketiyle dokunulmaz kılmaya çalıştılar.

3