Eşi Başbakan olduğu zaman, hakkında bir yazı kaleme almıştım. Almış ama "Acaba erken mi" diye düşünmeden edememiştim. Çünkü siyâset, o kadar çok muhâfazakâr hanımı değiştirmişti ki böyle düşünmekte haksız değildim. Çok şükür, benim gibi düşünenleri yanıltmadı.
Tahsilli muhâfazakâr kadını, lâyıkıyla temsil etti. Özgün ve kişilikli duruşu vardı. Ne eş durumundan makam sâhibi olarak açılışlarda bol bol kurdele kesen politikacı eşlerine ne de başörtü meselesi çözülünce başını örten vekillere ve bürokratlara benziyordu. Siyâsetin câzibesine kapılıp mesleğini bırakmadı.
Çapa Tıp Fakültesi mezunu Sâre Davutoğlu, eşi kariyer yaparken kendisi de yaptı. Kadın-doğum uzmanı oldu. Gün geldi, eşi Başbakan oldu. Neden röportaj vermeyi sevmediği sorulunca, "Çok ön plana çıkmak, biraz karakterle ilgili bir şey. Sonuçta asıl olan Ahmet Bey." cevâbını verdi. Onun kariyeri, Başbakan eşi olması değil, doktor olmasıydı.
Dört çocuk annesi Sâre Hanım, hem evinin orta direği hem de ilim tahsil etmiş bir hanım. Bir ayağı, gelenekte; bir ayağı bilimde. Bir ayağı, bu toprağa basıyor; diğer ayağı, dünyâyı dolaşıyor.
Eş durumundan siyâset sahnesine çıkan hanımların vazîfeleri, eşlerine alternatif olmak değil, destek olmaktır. Bu mânâda, Sâre Davutoğlu'nun takdire şâyân bir duruşa sâhip olduğu muhakkak. Röportaj yapmak isteyenleri, Başbakanlık konutunda değil; dışarıda veya muâyenehânesinde kabul etti.

31