PEDAGOJİK BİR YANLIŞ DAHA

2012 yılında 4+4+4 sistemine geçildiğinde, "Beşinci sınıflara yazık oldu. Ergenlerin arasında harcanacaklar." cümlesini, bir düşünce enstitüsünün başında olan kişiye söylediğimde kaşlarını çatıp şöyle dedi:

"Siz kimlerle oturup kalkıyorsunuz Hâfızlık yok olmasın diye yapılan bir şeye nasıl karşı çıkarsınız"

Yetmedi, elini yumruk yapıp hafifçe masaya vurdu. "Bundan böyle devletin gücünü herkes görecek!" dedi. Tamâmen pedagojik bir kaygıyla söylediğim cümleyle bir anda vatan hâini olmama mı yanayım yoksa münevverlikten badigardlığa bu kadar hızlı geçişe mi Aynı şahıs, bir sonraki karşılaşmamızda yeniden münevverliğe soyunup iktidarın pek de âdil olmadığından şikâyet etti. Meğerse bir ihâleyi alamamış; hâfızlık şöyle dursun, çocuklarının kolej masrafları ve Maldivler tâtili risk altına girmişti. Bir düşünce enstitüsü düşünün ki mensupları ihâle alıyor. İktidarın hangi yanlışına itiraz edebilirler ki Adamların çocuklarının psikolojisi o kadar önemli ki yurdum insanının çocuklarında oluşacak pedagojik yaralar umûrlarında değil. Vatanseverliğe bakar mısınız

2026'ya geldik. Maalesef 4+4+4 sistemiyle ne kadar ilerlediğimiz ortada.

Gündemde, MEB'in Ramazan etkinlikleri tartışması var. Yukarıda bahsettiğim zihniyetteki insanlara kalkıp, "Bu, pedagojik bir skandal!" desek yine kimlerle oturup kalktığımızı sorarlar. Sormaya gerek var mı

Kalkın ey ehl-i vatan dediler kalktık
Herkes oturdu bizler ayakta kaldık

Kimseyle oturup kalkmadan, bir eğitimci olarak söylüyorum. Ramazan etkinlikleri, ciddi sıkıntılar çıkarır. "Maarifin kalbinde Ramazan" temalı etkinlikleri okudum. Bana hiç bilimsel gelmedi. Bir zamanlar Gülenciler, bunu yapıyordu. Çocukların ibâdet çizelgesi vardı. Evlere ziyâretler yapılıp özel hayata uzanılıyordu. Çocuğunu cemaat okuluna yollayan bir arkadaşımın evinde ibâdet çizelgesi görmüştüm. "E peki yapmadığında ne oluyor" dedim. "Yapmasa da artı koyuyor." dedi. Yâni çocuk, yalan söylüyordu.

Aynı sıkıntı, Ramazan etkinliği için de geçerli. Bir taraf laiklik derdinde, diğer taraf dindarlık. Oysa ortada pedagojik bir sorun var. İdeolojisinden sıyrılarak bunu eleştiren var mı diye bekledim. Pedagog Ebru Şen, şöyle bir açıklama yaptı:

"Okul, tüm öğrencilere eşit eğitim fırsatı sunan kamusal ve kapsayıcı bir alandır diyebiliriz. Şimdi Müslüman olmayan veya farklı inanç sisteminde olan âilelerin çocukları açısından zorlayıcı bir talebin olması, bu çocuklarda bir duygusal baskıya sebep olabilir veyâhut dışlanma hissini de arttırabilir ki biz okul anlamında, okulun kapsayıcılık ve eşitlik anlamında herkese aynı mesâfede durması gerektiğini söyleyen bir yapıda olduğumuzdan, bu uygulamanın bu konuda çok farklı bir yere gidebileceğini de söyleyebiliriz….. Velilerle işbirliği oluşturmak eğitimde tabii ki çok önemli. Ancak bu iletişimde dinî ritüeller yerine daha eşitlikçi, daha evrensel değerlerin önde olduğu bir işbirliği kurmamız, pedagojik açıdan çok daha sağlıklı olacaktır. Âilelerden isteğe bağlı bir hikâye paylaşımı istenmesi gibi uygulamalar... Yine bunun çok verimli olmayacağını düşünüyorum. Hattâ kıyaslamaya gidebilecek birtakım sonuçlara da, istenmeyen sonuçlara da varabilir."