Özrü Kabahatinden Beter Olmak

Bir bürokrat Recep Yazıcıoğlu'nu örnek alıyor ama devletin ideoloji üretmemesi gerektiğini söyleyen Yazıcıoğlu'nun fikriyle çelişen bir sistemi savunuyor—hangi Yazıcıoğlu'yu takip ediyor gerçekten?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, üst düzey bir bürokrata kabahatinden beter bir özür atfederek, söylediği medhiyelerin tutarsızlığını ortaya koymaktadır. Bürokratın Recep Yazıcıoğlu'nu örnek almasını olumlu bulsa da, aynı kişinin devletin ideoloji üreterek kamplaştırdığı bir sistemi savunması ve uluslararası basının tasvirlerine karşı çıkmasındaki çelişkiyi sorgulmaktadır. Yazıcıoğlu'nun sivil hayatta dost-düşman terminolojisinin kullanılmaması yönündeki fikirlerini hatırlatırken, bu çerçevede bir devlet görevlisinin söyleminin tutarlılığını sorguluyor—gerçek takipçilik bu tutarsızlıkları görmekten geçmiyor mu?

Çiçeği burnunda üst düzey bürokratlarımızdan birisi, geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda attığı mesajında üniversite yıllarında merhum valilerimizden birini örnek aldığını; mezkûr valinin halkla kurduğu güçlü bağın, sorunlara cesaretle yaklaşan tavrının ve görev yaptığı her yerde bıraktığı izin, kendisinde derin bir hayranlık uyandırdığını ifade etti.

Mesajın devamında başka güzel övgüler de var ama eksik bir şey var. Mesajın sahibini o göreve getirene atıf yok.

Kendi kendime, "Eyvah eyvah! Bunu kırk kalıp sabun zor temizler." dedim. Bu vahim ötesi hata nasıl düzelecek diye o günden beri bekliyorum. Nihayet düzeldi ama özür, kabahatten büyük oldu.

Padişah, birgün vezirlerinden birine (dalkavuk veya şair de olabilir), "Öyle bir kabahat işleyip özür dile ki özrün kabahatinden büyük olsun" demiş. Vezir, düşünmüş, taşınmış, kaşınmış. Birgün padişah önde, kendisi arkada merdivenlerden çıkarken, padişahın kaba etine bir çimdik atıvermiş. Padişah, öfkeyle dönünce boynunu bükmüş.

"Afedersiniz hünkârım! Sizi hanım sultan sandım."

Yukarıda bahsettiğim bürokratın, kabahatinden beter özrüne gelelim. Dedim ya o günden beri bekliyorum. Nihayet bürokratımızi bir ziyaret esnasında Cumhurbaşkanı için bol bol dua istedi. Başımızda o olduğu için kederimizin olmadığını söyledi. Böyle bir liderin yüz yılda bir geldiğini, bugün ümmetin başı olduğunu, değerini bilmemiz gerektiğini ifade etti.

Buraya kadar mesele yok. Sürekli duyduğumuz ifadeler. Fakat dedim ya "çiçeği burnunda" diye. Ya kendi acemiliği veya metni hazırlayan danışmanının acemiliği, özrü kabahatten beter hâle getirdi. Bürokratımız, The Economist Dergisi'nin dünyaya yön veren dört lider arasında Erdoğan'ı da saydığını söyledi.

Yine bir eyvah eyvah!

Bir kere dünyaya yön veren dört lideri The Economist değil, Le Point kapak yaptı. Şubat 2025'deki The Economist'in kapağı Baba filmine atıf yaparak, "Don'un yeni Dünya Düzeni" başlığıyla çıktı. Kapak resminde önde mafya babası Trump, arkasında ise Putin, Selman, Şi Cinping, Erdoğan ve Netanyahu vardı.

The Economist ile aynı zamanda "2025 yeni Dünya Düzeni" kapağıyla çıkan Le Point ise kapakta Trump, Putin, Şi Cinping ve Erdoğan'ın fotoğrafına yer verdi. Le Point'in daha evvel üç kere Erdoğan'ı, "Le Dictateur", "L'autre Poutine", "L'eradicateur" (Diktatör, Başka Putin ve Yok Eden), başlıklarıyla kapağa taşıdığı dikkate alınınca kimlikleri sıkıntılı liderler arasında gösterme uyanıklığı yaptığını tahmin etmek zor değil.

Sayın bürokratımızın rahmetli Recep Yazıcıoğlu'nu örnek alması ve bunu açıkça ifade etmesi, beni çok duygulandırdı. Onun gibi olmanın bir bedeli olduğunu elbette bilir. Bundan sonra da anacak mı bilemem. Dilerim, Efsane Vali'yi ve Ona atfedilen şu ifadeleri unutmaz: