Fatma adı yetmez, mesele Zühre olmak

Ne zamandır yazmak istiyordum. Bir âile dostumuzun torunu oldu. Adını Baybars koydular. Bir târihçi olarak favori isimlerimden ama çocuklarımdan birine koymak nasib olmadı. Çok sevindim. Kimin koyduğunu sordum. Anne, yâni gelin hanım koymuş. Tebrik ettim.

Elif Şafak'ın Aşk romanındaki en ahlâksız adamın adı Baybars. Moğollara ve Haçlılara dur diyen Memlûk hükümdarının, sanki isim kıtlığı varmış gibi böyle lekelenmesine canım sıkılmıştı. Üstelik romanda konu olan târihte Anadolu coğrafyasında kullanılan bir isim değildi. Baybars, Mevlânâ'dan sonra târih sahnesine çıktı. Ne târih ne de coğrafya aynı. Romanı okuyan bu ismi koymaz, diye hayıflandım. İşte bu yüzden Baybars'ı duyunca çok keyiflendim.

Yıllarca dizilerde bilinçli bir şekilde târihi isimlerin yıpratıldığını, buna mukâbil sol kesimin sâhiplendiği isimlerin parlatıldığını eleştirdim. Kaygısızlar dizisinde mahallenin üç şapşal kabadayısının ismi Kürşad, Kültigin ve Alperen. Merhamet dizisinin suç makinesi mafya babasının adı Bâbür. Örnekleri çoğaltabilirim. Günümüze geleyim.

Bir âile, kızına niye "Fatma Betül" ismini koyar Hz. Fâtıma gibi temiz olsun diye. Anadolu'da sâdece Fatma konur. Kentli dindarlar Fatma Betül'ü çok koyarlar. Hz. Fâtıma'nın sıfatı zehradır. Zehra, Anadolu'da Zühre diye bilinir. Efsâneye göre Zühre'nin iffetini kirletmek için yolunu kesmişler. O kadar temiz ve pak imiş ki "Allahım canımı al!" diye duâ etmiş. Bunun üzerine göğe yükselip pırıl pırıl parlamaya devam etmiş. Venüs, işte bu yıldız.

Şuraya geleceğim. Fon skandalında adı geçen eski bakanın adı Fatma Betül. Ben öyle çalınan miktara bakıp üzülmem. Para, zâten kirlidir ve çalanı kirletir. Ahretini yakar. Kirlenmesi yeterince cezâdır ama biz, yaşadığı lükse bakıp hayıflanırız. Burayı geçelim.

İnternette bâzı yorumları gördüm üzüldüm. "Nene Hâtun, kene hâtun oldu" cümlesinin verdiği zarar, o paradan daha vahim. Bir başka yerde "Nene Hâtun, Kara Fatma oldu" şeklinde iğrenç bir ifâdeye rastladım.

İstiklâl Harbi'nde cepheden cepheye koşan, hayâtını fakr u zarûret içinde geçiren ve bakacak kimsesi olmadığından Dârülaceze'de ölen Kara Fatma'nın adının, tıpkı Nene Hâtun gibi böyle bir skandalda geçmesi, beni çok rahatsız etti. Lütfen beni romantik görmeyin. Kahraman Anadolu kadınlarının rûhunu incitmeyelim. Elimize dilimize hâkim olalım.

Çocuğuna anlamlı isim koymak, anne babanın ilk vazifeleri arasında. Ama anne baba, o çocuğa haramdan uzak durmayı öğretmiyorsa isim nasıl uzak tutsun Mesele Fatma Betül koymak değil, zühre yapmak. Nefsi azdıran fırsat kapıyı çaldığında hayır demek için zühre olmak lâzım. Belediyeden alınan bursun gereği yerine getirilseydi her türlü fona da karşı durulurdu. Haram kapısı açılınca zor kapanır. Belediyeden küçük miktarda doktora bursu alan bir akademisyen tanıyorum. "Bir lirasını eve karıştırmadım. Sâdece doktora masrafına kullandım." demişti. Memleketine hizmet eden, fakir öğrencilere kol kanat geren bir profesör oldu. Bursun hakkını verdi.