Arabadaki taş izi

Hafta içi gündemle alâkalı bir konu çıkınca pazar gününü bekleyemiyorum. Cumartesi gelince de bâzen ayazda kalıyorum. Yine öyle oldu. Bunaldım. Hem su doldururum hem de kekik toplarım niyetiyle Hacıosman Yaylası'na doğru yola çıktım.

Eriklitepe'den İznik'e dönüş yolu kapalıydı. Yol yapımı varmış. Yolun iki yanında papatyalar açmış. Dönerken durup biraz topladım. Sonra çeşmeye uğradım. Beşlik şişeleri doldurup yola koyuldum. Sütçümüzün evi, yol üstünde. Uğrayıp bir hatır sormak istedim. Baktım kimse yok. Arabaya bindim. Yol dar. Geri geri çıkmak sıkıntılı. İleriden döneyim dedim. Oradan da aşağıya yol var ama geldiğim yoldan dönmek istedim nedense.

Tam dönerken baktım yaşlıca bir hanım bahçe kenarına doğru geliyor. Bir şey diyecek gibi. Böyle tenhâ yerlerde kimi aradığınızı soran meraklı insanlar olur. Önce öyle zannettim. Devam edecekken kadının ısrarlı hâli dikkatimi çekti. Yok, bu başka bir şeydi. Vasıta geçen bir yer olmadığı için belki de aşağı inmek istiyor olabilirdi. Durup camı açtım. "Bi yardım edin. Eşimi kaldıramıyorum." cümlesini duyunca hemen indim. Bahçede bir adam yerdeydi. Bastonsuz çıkmış. Yürürken düşmüş. Allahtan yerler ot. Yumuşak bir düşüş olmuş ama ayağa kalkamıyor. Teyze, bir hayli zayıf. Adam, ona göre şişman sayılır. Birlikte kaldırdık. Zarar ziyan yok. Yavaş yavaş oturacağı yere kadar götürdük.

Teyze, "Bi kahvemi iç!" dedi. Biz amcayla laflarken kahveler geldi. İçerken mesele de anlaşıldı. Komşulardan kimse evde olmayınca kadıncağız, ne yapacağını bilememiş. Bir de bakmış bir araba geliyor.

Eğer geri geri geri çıksam veya teyzenin evinin önünden hızlıca geçsem birisi gelene kadar o hâlde bekleyeceklerdi. Doksana merdiven dayamış teyze, çoluk çocuğa kadar duâ ederek uğurladı beni. "Mısır zamanı muhakkak gel!" dedi.

Dönerken, "Al sana yazı!" diye gülümsedim.

Bilmeyenler için bir hikâye anlatayım. Bilenlere tekrar olsun.

Zengin bir adam, pahalı arabasıyla bir sokaktan geçiyormuş. Âniden yola çıkan bir çocuk, elindeki taşı arabasına atmış. Adam, taşın çarpmasıyla frene basmış ama kaldırıma çarparak durabilmiş. Öfkeyle arabadan inip taş atan çocuğun koluna yapışmış. "Ne yapıyorsun serseri Arabamı mahvettin!" diye bağırmaya başlamış. Çocuk, mahcup bir hâlde cevap vermiş: