Kuzey ışıkları...

Galatasaray ve Fenerbahçe ile başlayan Avrupa fiyaskolarının ardından dün gece Trabzonspor biraz olsun yüreğimize su serpti.

Elbette Finlandiya ekibi KuPS, Barcelona ve Aston Villa ile kıyaslanamaz; ancak çöken moralimizin ayağa kalkmasına, biraz olsun "Biz de Avrupa'da varız" demeye muhtaçtık.

Mısır Millî Takımı'yla suni çime çıkmayan Salah dün Trabzonspor'un başında suni çime, üstelik kaptan olarak çıktı.

Teknik Direktör Thomas Reis her ne kadar takımın neredeyse tamamını değiştirse de kalede ve hücumda iki lider oyuncusundan vazgeçmemişti. Onana ve Salah'ın liderlik ettiği Trabzonspor ilk dakikalarda Onuachu'nun eski günlerini hatırlatan gol becerisiyle öne geçti.

Salah'ın asistinde rakibi arkasına alıp kalenin boş köşesini gördü. Sonra da ne yazık ki sakatlanıp çıktı. Finlandiya takımı erken yediği gole rağmen oyun disiplininden kopmadı, kendi çapında organize olup beraberlik kovaladı.

Birkaç tehlikeli pozisyon da üretti ancak Onana geçit vermedi. Böyle fizik gücünün ön plana çıktığı maçlarda golün ne zaman geleceğini de yetenekli oyuncuların klasik sistemi ters köşe yapan özellikleri belirliyor.

Nitekim ilk yarı biterken Salah'ın 90'a astığı plasesiyle işler daha da kolaylaştı. İkinci yarı da ilk yarının kopyası gibi başladı.

Bu devrenin de ikinci dakikasında, yani 47'de bu kez Franculino Dju sahne aldı. Daha önce de söylemiştim, ben Franculino'yu Aboubakar'a benzetiyorum. (Umarım kaderi benzemez.)