Bu sezonun en iyi futbol oynayan iki takımının karşılaşması, heyecanı yüksek bir mücadele vadediyordu.
Orkun Kökçü'nün olmaması Beşiktaş'ın orta sahasında handikap olarak gözükse, Cerny'nin de dönüşü kanat akınları için olumluydu.
Galatasaray'ın düştüğü tuzağa düşmek istemeyen Beşiktaş maçın başında temkinliydi. Salah'ı hücum hattında hiç yalnız bırakmadılar, o savunmaya dönmüyorsa her zaman kademeli iki kişiyle beklediler.
Böyle maçlarda yaratıcı oyuncuların ekstra işleri, skor üretmekte de her zaman en etkili yöntem olarak öne çıkar.
Dün de Muçi'nin bu anlamdaki hazırladığı atakta Ozan Tufan için golü atmak, "Armut piş ağzıma düş" gibi bir durum oldu. Sonra Beşiktaş'ta film koptu.
Şuursuz bir öne çıkış başladı ve bu tıpkı Galatasaray karşısında olduğu gibi Trabzonspor'a çok önemli fırsatlar getirdi.
Ancak Nübel'in başarısı, Franculino'nun beceriksizliği ve bencilliği farkın açılmasını önleyen en önemli etkendi.
Hele Trossard'ın attığı harika şutu, Onana'nın aynı güzellikte kurtardığı ve Murillo'nun boş kale yerine direğe nişanladığı atağın dönüşünde Trabzonspor'un bulduğu bir fırsat var ki, Salah delirdi.
Franculino sağdan ortaya çevrilen topta kaleci Nübel'le karşı karşıya kaldı. Çaprazdaydı ve gol açısı yoktu. Yayın üzerinde bekleyen Salah'a çıkartsa 2-0 olması kaçınılmazdı ama o Nübel'in üzerine nişanladı.
O sırada öfkeden zıplayan Salah'ın beden dili her şeyi özetliyordu.
Bana göre ilk yarının en kritik pozisyonu Miretti'nin, 33'te Okan'a müdahalesiydi. Miretti'nin kırmızı kartlık müdahalesinde Ozan Tufan zıplayarak hem kendini sakatlanmaktan hem de Miretti'yi atılmaktan hem de Cihan Aydın'ı zor durumda kalmaktan kurtardı.

21