Trump'tan Avrupa'ya şok tedavisi

Trump'ın ilk döneminde Transatlantik ittifakının tehlikede olduğu mesajını almamakta ısrar eden Avrupa, geçtiğimiz hafta bu mesajın çok daha sert bir versiyonuyla karşılaştı. Ukrayna Savunma Kontak Grubu ve Münih Güvenlik Konferansı sırasında Trump yönetiminin yetkililerinin verdiği mesajlar, Ukrayna savaşının ötesinde Avrupa'nın kaderine etki edecek nitelikteydi. Avrupa, Trump'ın ilk dönemini sabrederek atlatmaya çalışırken Amerikan toplumundaki eğilimleri yeterince anlamamış ve bugünlere gerekli yatırımları yapmamış bir görüntü çiziyor.


AVRUPA OYUN DIŞI

Trump'ın Putin'le görüşerek Rus tezlerine hak veren açıklamalar yapması, Ukrayna savaşında yeni bir döneme girildiğinin net mesajı oldu. Trump kampanya sürecinde bu savaşı hemen bitirebileceği yönünde vaatlerde bulundu. Zelenski'nin gördüğü 'en iyi satış elemanı' olduğunu söyleyerek Washington'ın verdiği milyarlarca dolarlık yardımı sorguladı. Amerikan basınına göre Trump şu aralar Ukrayna'nın nadir madenleri karşılığında güvenlik garantileri verme fikrine ısınmış görünüyor. Trump'ın karşılıksız yardımları hedef alarak seçim kazandığını ve bundan sonra da muhtemel bir anlaşmadan Batı'nın değil Amerika'nın karlı çıktığını ilan etmek isteyeceğini unutmamak gerekiyor.

Müzakerelerin Ukrayna ve Avrupa olmadan Amerika'yla Rusya arasında başlatılması, Trump'ın anlaşmanın ana hatlarını belirleyip dayatacağı korkularını artırmış durumda. Dışişleri Bakanı Rubio anlaşma aşamasında elbette Ukrayna ve Avrupa'nın masada olacağını söylese de Batılı liderlerin şu aşamada kritik bir rol oynayabileceklerini söylemek zor. Trump çok taraflı müzakereleri sevmiyor ve Amerika'nın kendi şartlarını dayatabilecek güce sahip olduğunu düşündüğünden birebir anlaşmaları tercih ediyor. Biden'ın aksine müttefiklerine karşı derin şüphe besleyen Trump'ın Avrupalıları oyun dışı bırakması şaşırtıcı değil.

Bu sürecin en önemli trajedisi Avrupa'nın figüran konumuna düşme ihtimali olacaktır. Fransa ve İngiltere Ukrayna'ya asker göndermeye hazır olduklarını ilan etseler de bu sinyali vermekte çok geciktiler. Biden'ın 'Amerika geri döndü' söylemine güvenerek Amerikan yardımının biteceği güne yeterli hazırlık yapmayan Avrupa'nın Ukrayna savaşını bitirmek için yeterlik diplomatik çabayı gösterdiği de söylenemez. Biden'ın 'sonuna kadar destek' politikası ve Putin'in savaş suçlusu olarak izole edilmesi yaklaşımı net bir stratejik hedeften yoksundu ancak Avrupalılar bunu dile getiremediler. Nihai barışın parametrelerini oluşturmadan Amerika'nın direksiyonda olmasına razı oldular.


ŞOK TEDAVİSİ

Trump'ın Amerika'sı ise Avrupa'ya işlerin artık eskisi gibi gitmeyeceğini net biçimde söylüyor. Ukrayna'dan NATO'nun genişlemesine, ticaretten aşırı sağ siyasetin yükselişine kadar birçok meselede Avrupa Amerika'nın Trump 2.0 versiyonuyla yüzleşmek zorunda. Avrupa'nın kaderine stratejik etkisi olacak müzakerelerin bir Avrupa başkenti yerine Riyad'da başlayacak olması da ayrıca ironik bir gelişme. Avrupa Ukrayna'yı gerçekten kendi jeopolitik hayatta kalma mücadelesinin bir parçası görüyorsa, bunu Amerika olmadan yapmayı öğrenmek zorunda. Amerika'nın 2. Dünya Savaşı'ndan beri stratejik yönelimini belirlemeye alıştırdığı Avrupa'nın acilen strateji üretme genlerini bulup güçlendirmesi gerekiyor.