Trump'ın 'kurtuluş günü' ilan ettiği 2 Nisan'da açıkladığı gümrük tarifesi oranları, dünya ticaretini korumacılık etrafında yeniden şekillenmeye zorluyor. Trump daha önce Amerikan ürünlerine gümrük vergisi uygulayan ülkelere aynı oranda karşılık verileceğini duyurmasına karşın ABD'ye ithal edilen bütün mallara 10 asgari tarife açıkladı. Amerika'nın ticaret açığı olan ülkeleri ve bazı sektörleri hedef almak yerine çok daha kapsamlı bir adım atan Trump, sadece 'Amerika'da üretilmeyen mallara' istisna koymakla yetindi. Amerika'nın özellikle ticaret açığı olan ülkelere karşı açıklanan yüksek tarifler uygulandığı takdirde, bu ülkelerin de karşılık vermesiyle herkes için maliyetlerin artması kaçınılmaz olacak. Uluslararası serbest ticaret rejimini değiştirecek korumacı politikaların, Amerikan ekonomisinin küresel ekonomideki rolünün azaltacağı ve diğer ülkelerin aralarındaki ticaretin artıracağı bir döneme giriyoruz.
GÜMRÜK TARİFELERİ NASIL BELİRLENDİ
Trump'ın açıkladığı gümrük vergilerinden en fazla Çin ve Avrupa Birliği ülkeleriyle olan ticaret etkilenecek. Amerika'nın dış ticaretinin 13'ü Çin'le ticarete dayanıyor ve Trump yönetimi bu ülkeye uygulanan gümrük vergisini 54 olarak açıkladı. Amerika'nın dış ticaretinin 18'inin gerçekleştiği Avrupa'ya karşı ise 20 oranında gümrük tarifesi uygulanacak. Yönetimin bu ülkelerin ABD'ye uyguladığı tarifelerin yarısı oranında olduğunu söylediği bu oranların nasıl belirlendiği hakkında belirsizlik var. Bu oranların sadece gümrük vergilerine mütekabiliyet bazında hesaplanmadığı ve ticaret bariyerleri, KDV ve döviz kuru manipülasyonunu gibi Amerikan ihracatına engellerin de hesaba katıldığı belirtiliyor. Bazı analizler ise ticaret açığının ithalat rakamlarına bölünerek bu oranlara ulaşıldığını gösteriyor.
Yeni gümrük tarifeleri bütün ülkelere asgari 10 olarak uygulandığı için sadece ticaret açığı olan ülkelerin değil Amerika'yla ticaret yapan bütün ülkelerin ek tarifelere tabi olacağı anlaşılıyor. Yönetim oranlar belirlenirken bütün ülkelerin uyguladığı gümrük vergisi oranlarına bakıldığı ve mütekabiliyet esasına göre oranların belirlendiğini iddia etse de bu gerçekçi görünmüyor. Trump'ın dış ticaret açığını başlı başına kötü bir şey olarak gören söylemleri hatırlandığında, gümrük tarifelerinin seçici olarak uygulanmamasının buna bağlı olduğu anlaşılıyor. Diğer bir deyişle, Trump Amerika'nın ticaret yaptığı ülkelerin hepsine karşı ticaret fazlası olması gerektiği anlayışıyla hareket ediyor. Bu da Amerika'nın ihtiyacı olan her malı kendisinin üretebileceği varsayımına dayanıyor ki elbette bu mümkün değil.
LİBERAL SERBEST TİCARETİN SONU MU
Yeni gümrük tarifeleri Amerika içindeki üretimin görece cazip hale gelmesini sağlayabilir ancak Amerikan şirketlerinin korunması iç pazardaki rekabeti azaltacaktır. Bunun sonucu olarak hem yeni tekeller oluşması hem de bu tekellerin rekabet etme ihtiyacını azaltacaktır. Amerikan ekonomisini en güçlü kılan özellikleri olan rekabet ve inovasyonun gerilemesi yeni ticaret bariyerleriyle birleşince ABD'nin küresel ticaretteki payını da azaltacaktır. Diğer ülkelerin Amerikan dijital ürünlerine, danışmanlık hizmetlerine ve turizmine uygulayacağı tarifeler bu süreci hızlandıracaktır. Dünyada herkesin istediği Amerikan ürünleri olsa da artık diğer ülkelerin bu ürünlerin muadillerini ve daha da iyilerini üretme konusunda mahir hale geldikleri biliniyor. Dolayısıyla yeni tarifelerin açıklandığı şekilde uygulanması durumunda Amerika'nın toplamda kendi ticari gücünü baltaladığı bir manzara ortaya çıkabilir.

95