Muhafazakâr bir podcast yayınında Cumhuriyetçilerin seçimlere el koyup ulusal hale getirmesi gerektiğini söyleyen Trump, seçim güvenliğiyle ilgili kaygıları artıran bir tartışma başlattı. Daha önce de aslında seçimlere 'gerek olmadığını' söylemiş, Beyaz Saray da bunun şaka olduğunun çok açık olduğunu söyleyerek başkanın sözlerini tevil etmişti. Geçen hafta FBI'ın Georgia eyaletinin Fulton bölgesindeki 2020 oy pusulalarını ve kayıtlarını bulmak için Ulusal İstihbarat Direktörü'nün de katıldığı operasyon gerçekleştirmesi, Trump'ın 2020 seçimlerinde bu eyaleti hileli bir biçimde kaybettiği iddiasında ısrarcı olduğunu gösterdi. Öte yandan Adalet Bakanlığı da bütün eyaletlere yazı göndererek seçmen bilgilerini talep etti ancak eyaletler kamuya açık bilgiler dışında kayıt vermeyi kabul etmedi. Bu adım da Kasım seçimlerine giderken eyaletler üzerinde baskı kurma çabasına işaret ediyor.
Eyaletlerle bu yüzden davalık olan Trump yönetimi, bir yandan Georgia eyaletine baskı bir yandan da Cumhuriyetçilere seçimleri ulusal hale getirme çağrısı yapıyor. Kasım ayındaki ve geçtiğimiz hafta yapılan özel seçimlerde Cumhuriyetçilerin ciddi kayıplar yaşaması ve Trump'ın popülaritesinin de düşmesi, Cumhuriyetçilerin Kasım ayında Kongre'nin bir veya her iki kanadını kaybetme riskini artırıyor. Trump bu senaryoyu engellemek için harekete geçmiş görünüyor ancak iki buçuk asırlık eyaletlerin seçimleri yürüttüğü federal seçim sistemini değiştirmesi çok zor. Ancak Trump gene sınırları zorlayarak Kasım'da ortaya çıkacak muhtemel bir yenilginin sorumluluğunu üzerinden atmaya çalışıyor. Seçim sistemini tartışmaya açarak hem 2026 Kasım seçimleri üzerinde baskı kurmaya hem de 2028'de tekrar aday olma tartışmasını gündemde tutmaya çalıştığı söylenebilir.
GEORGİA'YA FBI BASKINI2020 seçimlerinde başkan adaylarının oylarının birbirine yakın olduğu beş eyaletten biri olan Georgia, Trump'ın bu eyaletin en üst düzey yetkilisi olan Brad Raffensperger'le telefon görüşmesi nedeniyle büyük tartışmalara neden oldu. Trump'ın aleyhine açılan seçim sonuçlarını değiştirmeye çalışmak suçlamasıyla açılan davada delil olarak kullanılmıştı. Trump ve taraftarlarının itirazları sonucunda eyalet çapında üç kez sayım tekrar gerçekleştirildi ama sonuç Biden'ın yaklaşık 12 bin oy farkla kazandığı yönünde olmuştu. Trump bugüne kadar bu sonucu kabul etmeyerek hep oyların çalındığını, hile yapıldığını ve vatandaş olmayanların oy kullandığını iddia etti ancak mahkemelere somut delil sunamadığı için bu itirazlar kabul edilmedi.
Geçtiğimiz hafta FBI'ın Georgia'daki seçim pusulalarına ve diğer kayıtlara el koymak üzere gerçekleştirdiği baskın, Trump'ın bu dosyayı kapatmadığını ve kendisinin haklı olduğunu iddia edebileceği soru işaretleri yaratmak istiyor. Bu seçim kayıtlarına Kash Patel yönetiminde politikleştiği algısı yükselen FBI tarafından el konulması ve Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın da operasyona katılarak meselenin bir şekilde ulusal güvenliği ilgilendirdiği mesajını vermesi, Trump yönetiminin bu kayıtlar üzerinden soru işaretleri oluşturmaya çalıştığını gösteriyor. Bu soru işaretleri de Trump'a Kasım seçimlerindeki süreçleri etkilemeye çalışmasını meşrulaştıracak bir zemin hazırlayacak.
SEÇİMLER EYALETLERİN YETKİSİNDEAmerikan federal yapısında seçimleri gerçekleştirme yetkisi eyaletlere ait. Ülkenin siyasi tarihi, eyaletlerin esas olduğu ve federal devletin aslında mümkün olduğu kadar zayıf tasarlandığı bir yapı ortaya çıkarmış. İlk 13 eyaletin bir araya gelmesi ve sonrasında federal devlet bir üst yapı olarak tasarlanmış ve bütün ülkeyi ilgilendiren dış politika ve ulusal güvenlik gibi konularda yetkilendirilmiş. Eyaletlerin otonom yapısının son derece güçlü olduğu bu sistemde, federal devletin ulusal afet, kriz ve savaş dönemlerinde daha fazla büyüyerek güçlendiği bir tarihsel süreç söz konusu. Kendi içinde meclisi, valisi ve kolluk güçleriyle kendini idare eden eyaletler, federal seviyede kendilerini temsil edecek senator, temsilci ve başkanı seçeçek seçimleri de kendileri düzenliyor.
Her eyaletin kendi bütçesi ve siyasi gelenekleri doğrultusunda birçok açıdan farklılık gösteren seçim pratikleri, ülke çapında tek bir standardın oluşmasına izin vermiyor. Bu açıdan bakıldığında Trump'ın ulusal seçim sistemi çağrısının gerçekleşmesi için anayasanın değişmesi gerekir ki böyle bir değişikliğe eyaletlerin ezici çoğunluğu karşı çıkacaktır. Eyaletler son derece temel böyle bir yetkinin federal devlete devredilmesini kabul etmeyecektir. Trump'ın seçimlerde hile söylemini her seçim öncesi kullandığını unutmamak gerekiyor zira bu muhtemel bir kayıp durumunda kendi liderliğinin sorgulanmasını engelleyecek bir bahane sağlıyor.

6