Mühlet diplomasisi ve nükleer tehlike
Trump'ın İran'a verdiği son mühleti reddetmesi karşısında asimetrik savaşta tırmandırma stratejisine başvuracağı bekleniyor, ancak bunun İran'ı nükleer bomba üretmeye mi yaklaştırıyor?
Yazar, Trump yönetiminin İran'ın Hürmüz'ü kapatmasına karşı hızlı zafer beklentisinin boşa çıktığını ve karşılıklı tırmandırma stratejileri sonucunda İran'ın nihai olarak nükleer silah üretme kararına daha yakın hale geldiğini ileri sürmektedir. Bunu, JCPOA anlaşmasını Trump'ın kaldırmasının İran'a yaptırımlar bahane olarak uranyum zenginleştirmesine dönmesi ve şimdiki savaşın bu süreci hızlandırması ile desteklemektedir. Acaba Trump'ın İran'ın Kuzey Kore olmasını engellemeyi hedefi, paradoksal olarak tam tersine nükleer İran'ı yaratma riski taşımıyor mu?
Trump'ın İran'a verdiği son mühletlerden şimdiye kadar sonuç alamadığını görüyoruz. Ateşkes için beş gün ve on günlük ültimatomlar veren Trump, bu hafta başında da salı günü sona erecek yeni bir son mühlet açıklaması yaptı. İran'ın çok beklemeden reddettiği ateşkes koşulları, Trump'ın küfürlü mesajından anlaşıldığı kadarıyla Hürmüz'ün açılmasına odaklanmış durumda. Sadece Amerikan ekonomisini değil küresel ekonomiyi de sarsıcı bir krizle tehdit eden İran'ın Hürmüz'ü başarılı şekilde bloke etmesi, Trump'ın zafer ilanını imkânsız kılıyor. İran'ın kritik enerji hedeflerini ve sivil altyapısını yerle bir edip 'taş devrine göndermekle' tehdit eden Trump'ın ekonomik savaşın baskısını hissettiği açık. Avrupalı ve Asyalı müttefiklerini Hürmüz'ü açmak konusunda Amerika'ya yardım etmemekle suçlayarak hedefe koyan Trump'ın elinde son mühlet diplomasisi dışında pek bir opsiyon kalmamış görünüyor. Her ne kadar İran'ın savaşma kapasitesini büyük oranda gerileten bir askeri müdahale gerçekleştirmiş olsa da Hürmüz'deki düğümü çözemeyen Trump'ın İran'ın kaybetmediği algısını değiştirmek için askeri tırmandırmaya başvurmasını bekleyebiliriz.
ASİMETRİK SAVAŞTA KARŞILIKLI TIRMANDIRMA STRATEJİSİSavaşın ilk günlerinden itibaren çatışmadan hızlı bir zaferle ayrılmayı hesapladığını gösteren Trump yönetimi, İran'ın asimetrik savaş hazırlığı karşısında zorlanıyor. Kafa koparma stratejisi uygulayarak İran'ın nükleer ve balistik füze kapasitesini etkisiz hale getirmeye çalışan ABD ve İsrail, bu hedeflerini büyük oranda yerine getirdi ancak bundan istedikleri siyasi sonucu elde edemedi. İran'ın hızlı biçimde anlaşmaya çalışacağını hesap eden Trump yönetimi, Hürmüz'ün kapatılmasının oluşturacağı maliyeti de azımsamış görünüyor. İran'ın Körfez ülkelerini hedef alarak Washington üzerinde baskıyı artırması ve İHA'lar, botlar ve deniz mayınlarıyla Hürmüz'ü kapatması Trump'ın hızlı zafer beklentisini boşa çıkardı. Son günlerde Husilerin İran lehine Kızıldeniz ticaretini engelleyebileceğini göstermesi, Trump'ın Hürmüz'ü açmayı başarsa bile bunun yeterli olmayabileceğine işaret ediyor. İran'ın son günlerde Kuveyt'e saldırılarını artırması da Körfez ülkelerini sürekli teyakkuz haline mahkûm ederken Washington'ın tırmandırma stratejisine karşılık verebileceğini de gösteriyor.
Trump'ın asimetrik savaş stratejisi izleyen ve tırmandırma çabasına karşılık verebilen İran karşısında maksimalist şartlar öne sürerek son mühlet vermesi giderek zayıflık görüntüsüne dönüşüyor. Elbette bu İran'ın kazandığı anlamına gelmiyor ve büyük maliyet ödedikleri kesin. Amerika'ya kendi şartlarını kabul ettirmek ve ateşkesi kalıcı kılmak adına ekonomik maliyeti maksimize etmeye çalışan İran'ın elindeki Hürmüz ve Kızıldeniz kozlarının etkisinin zaman içinde azalması muhtemel. Ukrayna savaşının başındaki enerji ve gıda krizlerinin zaman içerisinde aşıldığı hatırlanırsa, İran'ın ödettiği küresel maliyetin de zaman içinde ya normalleşmesi ya da aşılmasının imkân dahilinde olduğu söylenebilir. Bu bağlamda Trump kadar olmasa da İran'ın istediğini alabilmek için üzerindeki zaman baskısını azımsamak doğru olmaz. İki tarafın da maksimalist denilebilecek hedefleri olan asimetrik bir savaş ortamında karşılıklı tırmandırma stratejisinin daha uzun bir süre devam etmesi beklenebilir.
İRAN KUZEY KORE OLUR MUWall Street Journal'ın 3 Nisan tarihli başyazısında, Trump'ın İran'ın Kuzey Kore olmasına izin vermeyerek doğru bir savaşa girdiği savunuldu. Kuzey Kore'nin diplomatik ayak oyunlarıyla Amerikan başkanlarını adeta oyuna getirdiği ima edilen yazıda, İran gibi rejimlerin askeri opsiyonun masadan kaldırıldığı bir senaryoda yaptırım gibi cezai metotları yeterince ciddiye almayacakları savunuluyor. Dolayısıyla Trump'ın diğer başkanlardan farklı biçimde aksiyon alarak İran'ın nükleer güç olmasını engellemek üzere savaşa girmesi destekleniyor. Bu tezin zayıf tarafının İran'ın 2015'teki JCPOA anlaşmasına imza atarak yaptırımları hafifletme yoluna gittiği gerçeğinin göz ardı edilmesi olduğunu söylemek mümkün. İran az zenginleştirilmiş uranyuma razı olarak yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer bombaya gidecek yolun büyük oranda kapanmasına razı olmuştu. Bu anlaşmayı Trump gururla çöpe atarak İran'ın yaptırımların kaldırılmamasını bahane ederek yüksek seviyede uranyum zenginleştirmesine dönmesine neden olmuştu. Biden'ın anlaşmaya hemen geri dönmemesi de İran meselesinin rafa kaldırılmasına sebep olmuştu.

4