BAE'nin OPEC'ten kopuşu: Savaş, petrol ve jeopolitik dönüşüm

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) OPEC'ten ayrılma kararını açıklaması, ABD'yle İsrail'in İran'la savaşının bölgesel ve küresel dengeleri değiştirmeye devam edeceğinin en yeni göstergesi oldu. Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam ettiği ve petrol varil fiyatlarının 120 dolar seviyesine çıktığı bir ortamda açıklanan karar, BAE'nin savaş sonrasında petrol piyasaları üzerinde doğrudan etkisini artırmak istediğine işaret ediyor. OPEC içerisinde Suudi Arabistan'dan sonra en fazla kapasite artırma imkânı bulunun ülke olan BAE, Hürmüz'ün açılması sonrasında daha bağımsız hareket etmek istiyor. Petrol fiyatlarını belli bir aralıkta tutmaya çalışan OPEC, BAE'nin ayrılmasıyla fiyatları yönlendirme kabiliyetinin azalması ihtimaliyle karşı karşıya. BAE'nin kısa vadede kapasite artırarak fiyatları düşürme imkânı yok zira Hürmüz hala kapalı ancak Boğaz açılması halinde BAE petrol satışlarını artırarak hem savaş sırasındaki kaybını telafi edebilir hem de petrol fiyatlarını aşağı çekme konusunda etkili olabilir.


HÜRMÜZ ABLUKASI İRAN'I SIKIŞTIRIYOR

Washington İran'la pazarlıklara devam ederken Hürmüz'den geçişlere izin vermeyerek İran'ın ticaret yapmasını engelliyor. Halihazırda elindeki petrolü depolamak zorunda kalan ve depolama kapasitesi de iyice sınıra yaklaşan İran, Amerika'nın ablukayı devam ettirmesi durumunda daha agresifleşebilir. Hürmüz'ü kapatarak kurduğu ekonomik baskının etkili olduğunu düşünen Trump ise blokajı uzun süre devam ettirebileceği tehdidinde bulundu. İran'ın vazgeçip teslim olması gerektiğini söyleyerek bir yandan askeri saldırı tehditleri de savurmaya devam eden Trump, İran'ın nükleer programı konusunda büyük tavizler koparmaya çalışıyor. Büyük ekonomik baskıya rağmen İran'da nükleer bombayı üretmeyi ülkenin bir daha saldırıya uğramaması için tek çözüm olarak görenlerin sayısı doğal olarak artacaktır. Buna karşın nükleer programı kısa ve orta vadede geliştirmesi zaten mümkün olmayacağı için belli tavizler vererek ekonomik baskıyı azaltacak bir çözüm önerenler de olacaktır.

Hürmüz ablukası İran'ı zorlarken bir yandan da bölgesel dinamikleri şekillendirmeye devam ediyor. İran'la savaşın bölgesel dengeler açısından çok kritik sonuçları oldu ve harekete geçen birçok fay hattı hala aktif. Petrol piyasalarındaki dalgalanmalar, İsrail'in artan askeri hareket özgürlüğü, nükleer silahların yayılması konusundaki belirsizlikler ve Körfez ülkeleri arasındaki siyasi ilişkiler bu değişimlere birkaç örnek olarak gösterilebilir. Petrol fiyatlarındaki artış, petrol ihraç kapasitesi daralan bölge ülkelerini olumsuz etkilerken İsrail'in Lübnan'a baskısı kuzeye doğru fiili kontrolünü genişletmesiyle sonucunu doğuruyor. BAE'nin OPEC'ten ayrılarak enerji piyasa-larındaki dengeleri yeniden şekillen-direcek adımlar atması, Arap ülkelerinin ortak bir politika belirlemekte zorlandıklarını gösteriyor. BAE'nin bu adımı savaş sonrasında İran'ın petrol gelirlerini de baskılayacaktır. Bu tablo Hürmüz açılsa da suların uzun bir süre daha durulmayacağına işaret ediyor.


SEÇİM YILINDA TRUMP'IN RİSKLİ HAMLELERİ

Küresel güç mücadeleleri açısından bakıldığında Çin'in zorlanması Trump'ın işine gelebilir ancak Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Filipinler gibi ülkelerin yaşadığı enerji darboğazları ve enflasyonist etkiler kritik bir aşamaya doğru ilerliyor. Asya ülkelerinden Japonya ve Güney Kore Washington'la arayı iyi tutmaya çalışsa da birçok ülkenin sıkışıp kaldığını ve bazı ülkelerde de kendi başının çaresine bakma çağrılarının arttığını söylemek mümkün. Amerikan petrol üreticilerinin mevcut yüksek fiyatlardan yararlanması ve buna karşın Çin'in petrol tedarikinde zorlanması Trump'ı memnun ediyor olmalı ancak Kasım ayındaki ara seçimler öncesi bu stratejinin oldukça riskli olduğu açık. ABD'de benzin fiyatlarının ülke ortalamasının 4 dolar seviyesinin üzerinde olması Cumhuriyetçilere ara seçimlerde ciddi maliyet üretecek. Bu yüzden Trump Hürmüz'de kurduğu ablukanın hem İran'a hem de Çin'e baskı anlamında işe yaradığını düşünebilir ancak Amerikan kamuoyunun yüksek maliyetlerin cezasını ara seçimlerde Cumhuriyetçilere kesme ihtimali yüksek.