Üç Kuzey Amerika ülkesinin ortaklığında düzenlenecek olan dünya kupası en büyük küresel spor etkinliği olması itibariyle Amerika'nın imajı açısından kritik önem taşıyor. Bu sene İran savaşı, göçmen politikaları ve bilet fiyatları etrafındaki tartışmaların öne çıktığı organizasyon, dünyanın en önemli sporunun Amerikan pazarındaki payını artırması hedefini de içeriyor. FIFA'nın Başkan Trump'a barış ödülü vererek organizasyona siyasi destek arayışında bulunması da spor tarihinin ilkleri arasına girmiş oldu. Daha önceki dünya kupası organizasyonlarının siyasi tartışmalardan uzak kalabildiğini söylemek mümkün değil elbette ancak Trump yönetiminin vize politikaları ve Afrika takımlarına reva gördüğü muamele Amerika'nın ev sahipliğine şimdiden gölge düşürmüş durumda. Altyapı açısından sıkıntı yaşanması beklenmese de göçmenlik politikaları sebebiyle uluslararası taraftarların ve ülkedeki ekonomik sorunlar nedeniyle de alt orta sınıf Amerikan halkının turnuvaya katılımını sınırlandırması söz konusu olabilir.
EV SAHİPLİĞİNİN ANLAMI VE YUMUŞAK GÜÇ TESTİDünya kupasına sahiplik etmek büyük bir yükümlülük ve masraf getirse de ev sahibi ülkeler açısından bu seviyede küresel ilginin odağı olmak büyük bir fırsat teşkil ediyor. Olimpiyatlardan daha farklı bir tutku ve heyecanın yansıdığı dünya kupası maçlarının en fazla takip edilen spor etkinliği olması bütün dünyanın gözlerinin ev sahibi ülkeye çevrilmesini sağlıyor. Ev sahibinin organizasyon yeteneğini göstermesi, görsel şölenlerin yarattığı hava, yerel ekonomik aktivitenin dramatik artışı ve turnuvada unutulmaz maçların gerçekleştiği şehir ve ülkeyle özdeşleşerek tarihe geçmesi ulusal prestije olumlu ya da olumsuz katkıda bulunabiliyor.
Geçen dünya kupasına ev sahipliği yapan Katar'a karşı yürütülen siyasi kampanyaya rağmen turnuva tarihinin en iyi final maçlarından biriyle noktalanması organizasyonun genel başarısını taçlandırmıştı. Olimpiyat ev sahipliğiyle birlikte dünyanın ilgisini kendi üzerinde toplamak açısından en büyük imkânı sunan dünya kupasına ikinci kez ev sahipliği yapan Amerika'nın da sonunda benzer bir prestij toplamayı umduğu söylenebilir. Ancak bu sene değiştirilen 48 takımlı format sayesinde çok daha fazla Afrika ülkesinin katılacak olmasının finansal getiriyi ve küresel ilgiyi daha da genişletmesi beklenirken Amerika'nın vize politikasının bunu gölgelediğini söylemek mümkün.
Dünya kupası organizasyonları, futbol müsabakası organize etmenin ötesinde ev sahibi ülkenin ulusal marka ve küresel imaj inşası açısından da önemlidir. Çin'in 2008 Pekin olimpiyatları, Rusya'nın 2018 ve Katar'ın 2022 dünya kupalarına ev sahipliği bu ülkelerin imaj çalışmaları için kullanılmıştı. Amerika açısından da benzer bir fırsat olarak öne çıkan turnuvanın küresel karakteri Trump yönetiminin 'Önce Amerika' politikasıyla gerilim yaratıyor. Ulusal sınırları aşan ve dünyanın farklı milletlerini bir araya getiren böyle bir organizasyona sınır güvenliği, göç kontrolü ve ekonomik milliyetçilik mantığıyla yaklaşmak zarar verici olabilir. Organizasyonun başarısı sadece stadyumların doluluğu ve izlenme oranlarıyla değil, ev sahibi ülkenin dünyaya nasıl bir imaj verdiğiyle de ölçülüyor.
TRUMP FAKTÖRÜİran savaşı nedeniyle İran milli takımının turnuvaya katılıp katılmayacağının dahi sorgulanması, FIFA'nın Trump nezdinde yoğun bir lobi faaliyeti yapmasına neden olmuştu. İlk kez bir barış ödülü dahi veren FIFA, vizeler konusunda Trump'la açıktan çatışmaktan kaçınarak sessiz bir çaba yürütüyor. Trump yönetiminin politikalarının hem küresel hem de iç siyaset açısından dünya kupası tartışmasının önemli bir parçası haline gelmesine sebep olması, turnuvanın kutuplaşan Amerikan siyasetinden etkilendiğinin en önemli işareti. Trump'ın medya görünürlüğünün önemini en iyi anlayan siyasetçilerden birisi olması, ön plana çıkma ve takdir edilme isteğinin de kritik bir faktör haline gelmesini sağlıyor. Amerika'nın küresel imajından ziyade kendi markasının dünya kupasına damgasını vurmasını isteyen Trump, final maçında da kazanan takıma kupayı vererek görünür olmak isteyecektir.

15