İngilizcede "educated guess" deniyor; yani birtakım bilgiler eşliğinde tahminde bulunmak.
Bizde bu aralar en gözde tahmin oyunu, olası erken seçimin tarihi hakkında yapılanlar.
Bu yazı boyunca tartışılacak olan şey, seçimin erken yapılıp yapılmaması olmayacak. Seçimin ne kadar erken yapılacağını konuşacağız.
Biliyorsunuz, geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hukuk danışmanı Mehmet Uçum ortaya 16 Nisan 2028 tarihini attı; yani seçimin normal gününden iki veya üç hafta öncesini.
Bu tarih bizim en uzak tarihimiz olsun. Yani erken seçimin olası tarihleri hakkında bir zaman çizelgesi yapacak olursak çizginin sağ ucuna 16 Nisan 2028'i yazalım.
21 Mayıs 2026'da CHP için mutlak butlan kararı çıktığından beri belirli çevrelerde bir "baskın seçim" beklentisi var.
Baskın seçim dediğiniz, Meclis'in 360 milletvekilinin oyuyla seçim kararı almasından 45-60 gün sonra yapılacak seçim.
Meclis hâlen açık ama tatile girmeye hazırlanıyor, benim görebildiğim bir seçim oylaması hazırlığı şu anda yok. Ve biliyorsunuz, Cumhur İttifakı'nın Meclis toplamı şimdilik 322. Yani seçim kararı aldırılması için dışarıdan en az 38 milletvekilinin oy vermesine ihtiyaçları var. Bu kadar milletvekilini ikna etmek için bir hazırlık süresi gerekir ve o hazırlığı şu an görmüyoruz.
Meclis eğer seçim kararı almadan tatile girerse, yeniden açılacağı 1 Ekim'e kadar da seçim kararı alma olasılığı düşük olur. Bu durumda bu yılın kasım ayında bir baskın seçim yapılması olasılığı çok azalır, hatta yok seviyesinde diyebiliriz.
Ama seçim kararı için sadece siyasi duruma bakmak yetmez. Karar gazetesi yazarı İbrahim Kahveci köşesinde Türkiye'deki reel faizlerin rekor seviyelere gelmesinden hareketle, mealen "Şirketler kesimi bunu kaldıramaz, gelecek daha da kötü olacak ve biz henüz en kötüyü görmedik" diyerek bu sebeple baskın seçim olasılığının zamanında seçime göre daha ağırlıklı ihtimal olduğunu yazdı.
Aslında İbrahim Kahveci'nin yürüttüğü mantık ("educated guess") hiç de yanlış değil. Reel faiz ansızın düşse bile 2021-2025 dönemindeki gibi negatif faize dönüşmeyecek; öyle olunca da faiz indirilse bile şirketler kesiminin düzelmesi, yeniden yatırımlara başlanıp istihdam yaratılması epey zaman alabilecek, üstelik başarı kesin değil.
Oysa şimdi toplumsal muhalefet hazır, örgütsüz ve lidersiz kalmışken seçime gitmek, Erdoğan'ya aradığı şansı maksimize etme imkanı verebilir.
İbrahim Kahveci'ninkine benzer bir akıl yürütmeyi tersten Fatih Altaylı yapıyor. O da diyor ki, "Mehmet Şimşek'in gittiği gün, seçim startı verilmiş demektir." Altaylı'ya göre Erdoğan yoğun bir seçim ekonomisi uygulayacak, bunu yapmak için de Şimşek'i göndermesi gerekecek. Ben o kanıda değilim. Tayyip Erdoğan'a 2017 referandumunu ve 2018 seçimini Mehmet Şimşek uyguladığı seçim ekonomisiyle kazandırdı. Aynı yola bir daha girebilir, yani hükümetten gitmesi gerekmiyor.
Ama Fatih Altaylı'nın yürüttüğü mantık gereği, Tayyip Erdoğan'ın (Şimşek'le veya Şimşeksiz) bir süre seçim ekonomisi uygulaması, bir ferahlama sağladıktan sonra seçime gitmesi gerek.
Bu da en azından 6 aylık uygulama demek. Öyleyse zaten 2027 yılına sarkıyoruz seçim için.
Aslında ben de bu ayın başlarında (5 Haziran'da) "İşsizlik bu seviyedeyken seçim kazanmak mümkün mü" başlığıyla yazdığım bir yazıda, Tayyip Erdoğan'ın bu yıl içinde baskın seçime gitme ihtimalinin düşük olduğunu, şirketler kesimini rahatlatıp istihdamda yeniden artış sağlamadan seçime gitmeyeceğini söylemiştim. Benim seçim tarihi için tahminim 2027 Kasım ayıydı.

13