Kimse kimseye "Bu bir mahkeme kararıdır, bağımsız yargı tarafından alındı" masalları anlatmasın.
Bir kere karar, Taha Akyol'un gayet yerinde tespitiyle zaten "mutlak batıl"dır. Çünkü, nasıl Ankara'da bir Asliye Hukuk mahkemesinin CHP kurultayıyla ilgili bir davayı görmeye yetkisi yoktuysa, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin de böyle bir yetkisi yok.
Hem Anayasa hem Siyasi Partiler Kanunu, yetkinin Yüksek Seçim Kurulu'nda olduğunu ve YSK'nın da yetkisini zamanında kullanıp Özgür Özel'e CHP Genel Başkanlığı mazbatasını verdiğini hepimiz biliyoruz.
Yargı bağımsız olsa "Benim yetkim yok" derdi; bunu demeyecek bir mahkemenin aylarca arandığını ve sonunda bulunduğunu hepimiz biliyoruz; çünkü her şey gözümüzün önünde yaşandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek istinaf kararını değerlendirirken hem bağımsız yargının aldığı karardan söz etmiş hem de "Bu kararla demokrasimiz güçlendi" demiş.
Hayır, durum tam tersi.
Akın Gürlek, "Demokrasi güçlendi" tezini, CHP kurultayında delegenin "iradesinin sakatlanması" iddiasına dayandırıyor.
Evet ama bir rejimin "demokrasi" sayılması için gereken ön koşullardan biri de, isteyenin iktidara rakip olabilmesi ve seçime özgürce yarışabilmesi.
İktidarın karşısına çıkacak rakibi kendi elleriyle belirlemesi, onunla da yetinmeyip rakip partinin kim tarafından yönetilmesi gerektiğine de karar vermesi, rejimi "demokrasi" olmaktan çıkarıyor, seçmenin özgür iradesini sakatlıyor.
CHP bir melekler organizasyonu ve dünya çapında en iyi örnek değil belki ama bir şey unutuluyor: Bu partide kongre süreci mahalle düzeyinde başlıyor, mahallelerde seçilenler gidiyor ilçede yönetimi belirliyor, onlar ilde yönetimi seçiyor ve sonunda da genel başkan ile parti meclisi ortaya çıkıyor.
Başka çoğu partiden farklı olarak CHP'nin bu iç süreçlerinde hep çok seslilik ve hep rekabet hakim. Farklı görüşler ve farklı kişiler birbirleriyle siyasi yarış yapa yapa geliyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 Kasım ayından beri bu iç süreçlerde tam üç kez seçimi kaybetti.
Kimsenin aklına Kılıçdaroğlu taraftarlarını yarış dışı bırakmak, onların mahalle, ilçe ve il kongrelerine katılmasını engellemek gelmedi CHP'de. Her üç kurultay sürecinde de o parti içi muhalefet etkindi, seçimlere katıldı. Kaldı ki, zaten şimdi "yok hükmünde" sayılan 2023 Kasım ayındaki kongrede oy kullanan delegenin tamamı, bir önceki kongrede Kemal Kılıçdaroğlu'nu yeniden genel başkan seçen delegeydi.
O yüzden bence Türkiye'de yaşanan şeyin adını doğru koymak lazım.
Perşembe günü Türkiye'de bir siyasi darbe yaşandı. Bu hamleyi yapanın yetkisiz bir mahkeme olması, olayın niteliğini ortaya koyuyor.
Bunun bir numaralı işbirlikçisi de Kemal Kılıçdaroğlu'ndan başkası değil.
Genel başkanlık koltuğuna CHP üyelerinin ve delegesinin serbest iradesiyle değil uyduruk bir mahkeme kararıyla gelmeyi içine sindirdi daha ilk günkü açıklamasıyla.
Bana soracak olursanız en çarpıcısı MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yaptığı dikkatli açıklama.

15