'Neden S-400'ler depoda' sorusu neden yanlış soru

İran, doğrudan Türkiye'yi hedef alarak üç füze fırlattı.

Bu füzelerden birincisi, söylendiğine göre İncirlik Askeri üssünü hedef alıyordu. İkincisi ise Malatya Kürecik'teki NATO radarını. Üçüncünün hedefi yine İncirlik'ti.

Üç füze de, Kürecik'e radar istasyonu kurulmasını sağlayan anlaşmanın gereği olarak 2015'ten beri İskenderun Körfezinde duran, NATO görevindeki Amerikan Aegis sınıfı zırhlıdan fırlatılan hava savunma füzeleriyle vuruldu.

NATO görevindeki bir Amerikan gemisinin ülke savunmasında rol alması, hem de kritik bir görevi yerine getirmesi pek çok kişiyi şaşırttı, hatta bu duruma içerleyenler oldu. "Ne yani kendi hava savunmamızı kendimiz yapamıyor muyuz" sesleri yükseldi.

Türkiye, Kuzey Atlantik İttifakı'nın, yani NATO'nun en eski üyelerinden biri. Bu ittifak açısından, ittifakın kapsadığı bütün alanın savunması bir ve tek. İttifakı oluşturan ülkeler, evet elbette hepsi egemen devlet ama savunma söz konusu olduğunda tek bir gövde olarak hareket ediyorlar.

Türkiye'de konuşlu erken uyarı radarları, bu radarı imal eden ve işleten ister Türkiye olsun, ister olmasın fark etmiyor, NATO radarı olarak çalışıyor.

Türkiye kendine 'Çelik Kubbe' adını verdiği bir çok katmanlı hava savunma sistemi oluşturmaya çalışıyor. Bu sistem devreye girdiğinde, ki anladığımız bazı parçaları devreye girmiş durumda zaten, o da NATO'ya entegre çalışacak.

Biraz geriye döneceğim izninizle.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu NATO ülkeleri, 2000'lerin başında yeni bir tehdit değerlendirmesi yaptı ve İran ile Rusya'dan, uzak ihtimal olmakla birlikte Çin ve Kuzey Kore'den kaynaklanacak füze tehdidi önemsendi. Bu tehdide karşı da bir füze savunma sistemi yapılmak istendi.

Füze savunma sistemleri kabaca üç katmanlı. En üstte uzun menzilli balistik füzelere karşı olan katman var. Onun altında orta menzilli füzeler ve en altta da kısa menzilli füze ve dronlara karşı savunma.

Avrupa'ya baktığınızda, onların Rusya ve İran tehdidine karşı sahip olması gereken yegane savunma uzun menzilli savunma. Çünkü Rusya veya İran'dan Avrupa'ya ancak uzun menzilli balistik füzelerle ulaşılabilir.

Füze savunmasının en kritik elemanı elbette erken uyarı ve hedef izleme radarları. Çekya, Polonya gibi ülkelerin yanısıra Türkiye'de de Kürecik'e bir radar kuruldu.

Yalnız Türkiye'nin haklı bir itirazı oldu: Bu radarın varlığı Türkiye'yi başlı başına bir hedef haline getiriyor. Kaldı ki İran söz konusu olduğunda, Türkiye'nin orta menzilli füze savunmasına ihtiyacı olacak. Bu ihtiyacı NATO nasıl karşılayacak

NATO'nun buna çözümü İskenderun Körfezi'ne yerleştirilen Aegis zırhlısı oldu. Bu elektronik savaş gemileri, müthiş bir hava savunması sağlıyor.

Ama elbette koca Türkiye'nin canı istediği zaman gaza basıp oradan gidebilir bir gemiyle korunması birinci tercih olamaz. Türkiye bu yüzden ABD'den, yine NATO çerçevesinde kullanmak üzere Patriot hava savunma sistemleri almak istedi. Şimdi olduğu gibi o zamanlar da İsraille aramız iyi değildi, Amerikan Kongresi bu satışa onay vermeyeceğini belli etti.

Sonrasında yaşananları uzun uzun anlatıp canınızı sıkmayacağım, hepimiz yaşadık, Türkiye hala tam arka planı bilinmeyen saiklerle (Amerika'ya ne kadar kızdığımızı ve bağımsız olduğumuzu göstermek veya Rusya'ya ambargoların kaldırılması karşılığında para kazandırmak veya ikisi bir arada) Rusya'dan gitti S-400 hava savunma sistemi aldı.