Yazar, nefret politikasının geniş ve cömerttir ancak geleceğe değil geçişe baktığını savunuyor; Macaristan'da mizah aracılığıyla nefreti yenerek ümit kazandığını, Türkiye'nin benzer yoldan çıkabileceğini iddia ediyor. Ancak 2023'te korkunun galip gelmesi ve muhalefet söylemleri, bu optimizmin gerçekçi temelleri var mı sorusunu açık bırakıyor.
Pazar günü elimdeki telefona boş boş bakarken önüme büyük İtalyan düşünür ve yazar Umberto Eco'nun bir konuşmasından kısa bir pasaj düştü.
Gündelik hayatın müthiş bir gözlemcisi olan Eco, "Aşk" diyordu, "Müthiş seçicidir ve sınırlayıcıdır."
Sonra devam ediyordu: "Eğer sana aşıksam sen de bana aşık olmalısın. Başkasına aşık olmanı da, başkasının sana aşık olmasını da istemiyorum."
Ama Eco'nun gözlemi burada bitmiyordu:
"Yani aşk, insan ilişkilerine sınır koyar. Buna karşılık nefret çok cömerttir. Herkesten, koca koca topluluklardan nefret edebilirsiniz. Sınırı yoktur. Zaten bu yüzden politikacılardan birbirini sevmenize dair öğütler duymazsınız, tam tersine kimden neden nefret etmeniz gerektiğini duyarsınız hep."
Çok basit, hepimizin gündelik hayatımızdan zaten bildiğimiz, zaten her gün yaşadığımız bir şeyin böyle ifade edilmesi Umberto Eco'yı büyük yapan şeydi.
Eco, konuşmasının sonunda nefretle mücadelenin yegane yolunun mizah olduğunu söylüyordu.
Nitekim onun bu gözlemi yaparken kullandığı yöntemle bazı usta mizahçıların bizi güldürürken kullandığı yöntem aynı aslında. Gündelik hayatımızdan, artık bize sıradan gibi gelen bir şeyi alıp o şeyin aslında normal olmadığını bize göstermek, mesela Cem Yılmaz'ın, mesela ülkemizde hayranlıkla izlediğim kadın komedyenlerin ustalıkla yaptığı bir şey.
***
Macaristan'da dün çok önemli bir seçim yapıldı. Arkasına ülkesinin ele geçirdiği medyasını, yargısını, polisini alan, o yetmemiş olacak Trump'tan Putin ve Şi'ye, hatta Netanyahu'ya kadar inanılmaz bir dış desteğe sahip Viktor Orban seçimi kaybetti.
Bu seçim öncesinde bütün analizler seçimin korku ile ümit arasında geçeceğini söylüyordu. Orban seçmenleri, kendisi olmazsa Macaristan'ın bağımsızlığını kaybedeceğiye korkutuyordu.
Tam da Umberto Eco'nun dediği olmuştu. Korku ve nefret yayan Orban'la mücadele mizah yoluyla yapılmıştı. Macaristan'da seçim kampanyası sırasında muhalefetin sembolü zebralar olmuştu; çünkü Afrika'nın bu sevimli hayvanı Macaristan'da yolsuzluğun simgesi haline dönüşmüştü.
Ve sonunda nefret ile korku değil, geleceğe dair ümit kazandı Macaristan'da.
Kim bilir, belki de seçimi kazanan Peter Magyar ve arkadaşları sahiden sözlerini tutar ve Macaristan'ı yeniden nefretten çok sevginin konuşulacağı kurallı bir demokrasi haline geri getirir ve kimsenin bu kuralları yeniden bozmaması için gereken önlemleri de alırlar.
***
Türkiye'de de günün birinde nasıl olsa seçim olacak, rakiplerini birer birer hapse atarak kendini tek aday haline getirmeye çalışsa da, Tayyip Erdoğan sonunda seçim kantarına çıkacak.
Şundan hiç kuşkunuz olmasın: O seçim de ülkemizde korku ile ümit arasında olacak.

7