Koca ülkenin şakülü kaydığında işte bunlar olur

Ben çocukken inşaatlarda çalışan duvarcı ustaları hâlâ "şakül" adı verilen, bir ucu topaca benzeyen demir bir ağırlık ve ipten ibaret olan aleti kullanırlardı.

Bugün artık su terazisi, hatta lazerli gereçler kullanılıyor ama şakül de iş gören bir aletti: Yaptığınız duvarın dik olup olmadığını o sayede belirlerdiniz.

Türkçemizde "Şakülü kaymak" diye bir deyim var; dik olmamak, yamuk durmak, dengesi bozulmak anlamında.

Ülkemizin de şakülü fena halde kaymış durumda ve daha fenası şu: Bu kayık durumu da neredeyse bütün sistem benimsemiş, herkes bu şakülü kayık durumu normal görmeye başlamış, sonra da yeni duruşlarını bu "yeni normal"e göre belirler hale gelmiş durumda.

Bu kayıklığı anlatmaya çalışayım:

Bir yılı aşkın zamandır siyasi gündemimizde bir "mutlak butlan" lafı var.

Şu anlama geliyor: Ankara'da bir Asliye Hukuk mahkemesi, CHP'nin 2023 yılında yapılan kongresini, kongrede yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle iptal edecek; kongre iptal olunca da o kongrede seçimi kaybetmiş olan eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden partinin bapına geçecek.

Türkiye'nin anlı şanlı gazetecileri, siyasetçileri epeydir bu konuda çene yoruyor. Tam bu konu tamamen kapandı zannederken geçenlerde iktidarın içinden iyi haber aldığı öne sürülen bazı köşe yazarlarınca konu yeniden gündeme taşındı.

Cumhurbaşkanı'nın attığı imalı bir sosyal medya mesajı üzerine serin kanlılığıyla bilinen Fatih Altaylı bile "Butlan hayırlı olsun" diye yazı yazdı. Sonra aynı Altaylı, İran savaşının yarattığı kritik ekonomik durum nedeniyle butlan fikrinden vaz geçildiğini söyledi.

CHP genel başkanına hala bu konuda soru soruluyor. Son olarak Hürriyet yazarı Ahmet Hakan iktidara tavsiyede bulunmuş, "Vazgeçin bu butlan işinden" demiş.

"Mutlak butlan" diye bir konuyu ciddi ciddi konuşuyor olmak, bu ülkenin ayarının nasıl bozulduğunun, bu yazıdaki benzetmeyle "Şakülünün nasıl kaydığının" kanıtı gibi aslında.

Çünkü, "normal" bir ülkede, o ülkeyi "normal" yapan başlıca unsur hukuk güvenliğidir.

Yani, ülkenin kanunları önceden bellidir ve öngörülebilirdir; mahkemeleri de bu kanunlara bakarak karar verirler. Kanunların nasıl yorumlanacağı konusunda, o ülkenin yüksek yargı organları tarafından yerleştirilmiş kurallar vardır. Bu kurallar sayesinde gri alanlar da mümkün olan en aza indirilmiştir.

Normal ülkeler böyle olur.

Bu "normal" ülkenin adı maalesef Türkiye değildir. Daha doğrusu özellikle son 8-10 yıldır değil.

Bizde evet kanunlar önceden belli ama savcıların veya yargıçların bu kanunlara bakıp ne gibi yeni yorumlar yapacağı önceden kestirilemez. Fatih Altaylı mesela, YouTube'da konuştu diye "Cumhurbaşkanını tehdit ve ona fiili saldırı"dan mahkum edilebilir cennet vatanımızda. Konuşarak fiili saldırı (çok mu yüksek sesle konuştu acaba) nasıl olur sorusu sorulmaz bile.

Kanunların nasıl uygulanacağının öngörülebilirliğinin kalmadığı bu duruma bazı saygın hukukçular "Kayıt dışı hukuk" adını veriyor.

İşte o kayıt dışı hukuk yüzünden mesela İstanbul'da CHP il yönetiminin başında hala mahkeme tarafından atanmış bir kayyum olan Gürsel Tekin var. Ama bir de partinin seçilmiş il başkanı da var. Gürsel Tekin hala zaman zaman İl Başkanlığı binasına geliyor ve "çalışıyor." Şaka gibi ama değil.