Ben "Karanlık Orman" tanımlamasını Çinli bilim kurgu yazarı Liu Cixin'in dünyaca ünlü Üç Gövde Problemi (Three Body Problem) adlı roman üçlemesinin ikinci kitabının başlığından öğrendim.
Yazara göre "Karanlık Orman" herkesin avcı olduğu ve diğer avcıları öldürmeye çalıştığı bir evren. Teknolojik olarak daha geride olduğunu bilenler de, en ileri teknolojiye sahip olanlar da prensip olarak diğerlerinden saklanmaya çalışıyorlar ve bir başkasının varlığını anlar anlamaz da onu yok etmek, öldürmek için harekete geçiyorlar.
Böyle bir yer 'Karanlık Orman.'
Kimsenin aklına bir arada dostça yaşamak, işbirliği yapmak, kaynakları paylaşmak vs gelmiyor. Herkes birbirinin gırtlağında, kendi çıkarından başka hiçbir şeyi düşünmediği bir evrende yaşıyor.
Çinli yazar Liu Cixin bunu bütün evren ve evrendeki bütün uygarlıklar için söylüyor ama biz bu benzetmeyi dünya olarak okuyabiliriz.
Daha önce bir kez Üç Gövde Problemi romanları bağlamında yazmıştım: Dünyamızda bütün insanlığı, bütün insan uygarlığını tehdit eden bir ortak sorunla karşı karşıyayız aslında. Bu sorunun adı "iklim krizi." Ama gelin görün ki insanlığın bu ortak sorunuyla mücadele etmek, hepimizi ortadan kaldıracak bu dev meseleyle başa çıkmaya çalışmak yerine dünyayı bir "Karanlık Orman" olarak görmeye devam ediyoruz, her bir ulus devlet kendi çıkarını maksimize etmeye çalışıyor ve sonuç olarak o büyük felakete doğru adım adım ilerliyoruz.
Dünyamızda bu bencil, sadece kendi çıkarını düşünüp dünyanın geri kalanıyla hiç ilgilenmeme hali zaten var olan bir durumdu. Gerçi insanlık kurduğu çeşitli mekanizmalarla bir ortaklaşalık yaratmaya çaba gösteriyordu ama bu çabalar yetersizdi.
İşte iklim krizi konusunda da bir çaba var aslında ama bu çaba hiç işe yaramadı. Dünya için 2050 yılına konulan hedef, 2025'te aşıldı bile. Gerçekten büyük bir felakete doğru gidiyoruz ve sanki böyle bir meselemiz yokmuş gibi hayatı sürdürüyoruz.
Mevcut iklim krizinin en büyük sorumluları gelişmiş dünya ekonomileri. Onların bir numaralısı da Amerika Birleşik Devletleri.
Bu konu, yani dünyanın bir iklim krizi sorunu olup olmadığına dair tartışma Amerika'da ciddi bir ideolojik/kültürel ayrılığın konusu haline geldi ve Başkan Donald Trump kendini "İklim krizi yoktur, bu aşırı liberal Californialıların bir komplosudur" diyen siyasi/kültürel akımın lideri olarak buldu.
Trump'ın ve taraftarlarının ideolojisini "Önce Amerika" sloganı çok güzel özetliyor.
Amerika bir göçmen ülkesi olduğu için Avrupa tarzı bir ulus devlet değil, ulus milliyetçiliğine de sahip değil. Bu ülkede milliyetçilik başından itibaren beyazların siyahlara (ve diğer herkese) üstünlüğü iddiasına sahip ırkçılık olarak yaşandı ve nüfusun bir bölümünü kapsadı.
Ama şimdi Trump, Amerika sanki bir ulus devletmiş gibi bir milliyetçilik yarattı, o milliyetçilik kendini "Önce Amerika" sloganında gösteriyor. Karşı çıkılması imkansız bir slogan bu: Hangi Amerikalı çıkıp "Hayır, önce falanca ülke" der ki
İşte o "Önce Amerika"nın belki en kaba saba halini de Başkan Trump geçen gün verdiği mülakatta New York Times gazetesine söylemiş, "Uluslararası hukuk beni bağlamaz" demiş.
Ne bağlar peki "Kendi ahlakım" demiş Trump. Onun ahlakının da "Önce Amerika" dediğini unutmayalım.
Bundan 2500 yıl önce iki dev filozof arasında bir tartışma vardı.
Platon, kendi önerdiği yönetim sisteminin başında bir "bilge kral" olacağını, bu kralın da zaten kendisi hep bizim iyiliğimizi isteyen biri olduğu için kanunların onun için geçerli olmayacağını, "bilge kral"ın kanunların üzerinde olacağını söylüyordu.
Buna karşılık Aristo, "Hayır" diyordu, "İster bilge olsun ister olmasın, kanunlar kralı da kapsar, kral da kanunlara uymalıdır."
İki dev filozof arasındaki tartışmayı, "Kişilere değil kurumlara ve yazılı kuralara güvenelim" tartışması olarak görmek de mümkün.
Aradan binlerce yıl geçtikten sonra Trump'ın "Ben kanunların üzerindeyim, benim ahlakıma güvenin" demesi, zamanında yapılan bu tartışmanın hala bitmediğinin göstergesi.
Kurallar, kanunlar yok, sadece Amerikan Başkanı'nın kendi "ahlakı" varsa, dünyamız tam da Çinli yazarın yazdığı türden bir "Karanlık Orman"da demektir.
Bakın, New York Times Başkanı sıkıştırıyor, "Niye Grönland'ı almaya çalışıyorsunuz Zaten anlaşmalar Amerika'nın bu ülkede istediğini yapmaya hakkının olduğunu söylüyor." Başkan cevap veriyor: "Evet ama sahip olmak önemli." Yani illa Grönland'ın sahibi de olacak.
Karanlık orman tam da bu işte.

6