Ankara'ya NATO zirvesi için gelen ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz akşam saatlerinde Ankara'dan ayrıldı.
9 Temmuz sabahı yabancı medyayı tararken The New York Times'daki bir haber dikkatimi çekti, haberi Türkçeleştirdim ve o sabah daha Türk medyası uyuklarken 10Haber'de "Trump İran saldırısından çekindi, Ankara'dan yeni değil eski AirForceOne ile ayrıldı" başlığıyla manşetten yayımladık.
Haberde, Trump'ın uçağı değiştirme sebebi olarak Katar'dan hediye edilen ve alelacele Başkanın kullanımına sunulan yeni AirForce One uçağında füzelere karşı yeterli savunma önlemi olmaması gösteriliyordu. Nitekim bugün o uçak milyarlarca dolar tutacak bir güvenlik güncellemesine alındı.
Haberde geçen "Füzeye karşı tedbirleri eksik" cümlesine kafam takıldı. Bir füze tehdidi mi vardı Tam o günlerde gerek CIA'nın ve gerekse Mossad'ın İranlıların Başkan Trump'a suikast yapmak istediğine dair istihbaratlarına ilişkin haberler de çıkıyordu.
Peki ama İran, Trump'ı füzeyle nasıl vurabilirdi Herhalde İran topraklarından fırlatılacak bir füzeden söz edilmiyordu, onu zaten hem Türkiye'nin hem NATO'nun füze önleyici sistemleri havada düşürürdü. Öyleyse Ankara'da, Trump'a çok yakından fırlatılacak, mesela havaalanı etrafından fırlatılacak omuzda taşınan Amerikalıların Stinger sistemlerine benzeyen bir füze olsa gerekti kastedilen şey.
Kafamda bu şüpheler dolaşır ve sorulara cevap bulamazken telefonum çaldı.
O sabah, yani 9 Temmuz sabahı haberi okuyup aynı cümleye kafası takılan bir başka isim daha vardı: Sevgili arkadaşım, gazeteci Murat Yetkin.
Murat'la uzun uzun telefonda konuştuk, o bana sırf bu zirve için epey para harcanarak pisti uzatılan ve bir terminal binası inşa edilerek VIP havaalanına dönüştürülen Etimesgut Havaaalanının aslında Amerikalılar tarafından "yeterince güvenli bulunmadığını" duyduğunu söyledi.
Güvensizlik, Etimesgut'un şehrin göbeğinde, etrafı apartmanlarla çevrili bir havaalanı olmasından kaynaklanıyordu. Etrafta başkanın uçağının inmekte olduğunu veya kalktığını gören çok sayıda çatı vardı, hepsini kontrol etmek imkansızdı.
Ama iddiaya göre havaalanını yapan ve bir prestij meselesi haline getiren Beştepe çok ısrar etmiş, çeşitli garantiler vermişti ve Trump bu havaalanına inmişti, ayrılırken de burayı kullanmıştı.
Benim de ukalalık edeceğim tuttu, Murat'a "Gizli servis, öyle Beştepe'den ısrar falan dinlemez, tehdit gördüğü anda o havaalanını kullanmaz" dedim.
Şimdi, aradan bir ay geçtikten sonra Murat'a böyle dediğim için pişmanım. O haklı çıktı.
Çünkü meselenin sadece yeni AirForceOne'dan inip "daha güvenli" eski uçağa binmekten ibaret olmadığı, casus filmlerindekine benzer bir aldatmacanın bizzat Amerikan Başkanı eliyle uygulandığı ve Başkanın bir kargo konteynerinde bir uçaktan başkasına taşındığı ortaya çıktı.
Tabii koca Amerikan Başkanının bir kargo konteyneriyle taşınması son derece sansasyonel ve sinematografik ama esas mesele bu değil. Esas mesele Ankara'da Başkan Trump'a yönelik şüphelere neden olan tehdit.
Sadece The New York Times değil başka pek çok Amerikan kaynağında aynı bilgi var: Ankara'da NATO zirvesi "etrafında" (artık bu ne demekse) omuzdan atılan bir yerden havaya füze taşıyan biri "görülmüştü." (Bunun ne demek olduğu da belirsiz.)

14