Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşmuş, "Partimize veya ittifakımıza oy versin vermesin, milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamd ediyor. 'İyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor' diyorlar" demiş.
Bu sözler, öyle bir sabah ansızın aklına gelmiş ve öylesine söylenmiş sözler değil.
Amerikalı siyaset bilimci John Mueller'in 1970'de ortaya attığı bir kavram var. İngilizce'de "rally 'round the flag effect" deniyor; Türkçeye "Bayrağın altında toplanma etkisi" diye çevriliyor.
Ne demek bu Bir ulusal veya uluslararası kriz halinde, kendilerini güvensiz hisseden geniş kitlelerin güçlü gözüken liderin etrafında toplanması.
Pek çok kişi, 2023'teki deprem felaketini bu etkiye bir örnek olarak gösterdi. Normalde deprem sebebiyle daha da oy kaybetmesi beklenen Tayyip Erdoğan, tam tersine deprem yüzünden kendini güvensiz hisseden kitlelerin sığındığı lider oldu. Özellikle deprem bölgesinde "Evlerinizi bir yılda yapacağız" demesi büyük etki yarattı.
Daha önce 2015 yılında benzer bir şey yaşanmıştı. Haziran seçiminde Ak Parti tek başına iktidarı kaybetmişti. Seçim kasımda tekrarlandığında Ak Parti yüzde 50'ye yakın oy aldı. "İstikrar gidiyor" korkusu, kitleleri Ak Parti bayrağının altına topladı. O seçimin kilidi Kürt seçmenlerdi. Onlara ayrıca bir de 'Terör yeniden başlıyor' korkusu salındı. 3 milyon Kürt seçmen yer değiştirdi, Ak Parti'ye oy verdi.
Şimdi İran savaşı var ve savaş daha dördüncü haftası dolmadan Türk ekonomisini derinden vurmaya başladı.
Merkez Bankası rezerv satıyor, kanamayı durdurmak için. Enflasyonun, işsizliğin ve ekonomik durgunluğun çok yükseleceği belli. Sadece turizm ümit yaratıyor.
Birkaç gün önce burada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savaşı ve savaşın yaratacağı olumsuz ekonomik etkileri siyasi bir fırsat olarak kullanabileceğini, ekonomi alanında iktidarının yaşadığı büyük başarısızlığın suçunu savaşa ve savaşı başlatmakla itham ettiği İsrail'e atıp ellerini yıkamak isteyebileceğini ve arzu etmese de erken seçim yapabileceğini yazdım.
Ben Cumhurbaşkanı'nın dünkü konuşmasını da, erken seçim konusunda opsiyonlarını açık bırakma konuşması olarak okuyorum.
Belli ki Cumhurbaşkanı savaş ortamının yaratacağı güvensizlikte vatandaşların bir bölümünü kendi bayrağı altında toplamak için çaba göstermeye başladı, vatandaşa kendi varlığını, bu savaştaki itidalli tutumunu hatırlatıyor.
Siyasi iletişimin gerçeklerle yapıldığını düşünenler dünyanın her yerinde yanılıyorlar. Siyasi iletişim, gerçeği algılama biçimimiz olan ve adına "hakikat" denen şeyle yapılıyor.
Aynı gerçeği her birimiz farklı biçimde algılayabiliriz. İşte örnek: Ekrem İmamoğlu'nun hapse atılıp yargılanmasını ülkenin yüzde 60'dan fazlası "Suçla değil siyasi rekabetle ilgili bir şey" olarak algıladı. İmamoğlu hakikati bu algı etrafında oluştu. İktidar tersine çevirmeye, meselenin yolsuzluk olduğunu anlatmaya çalışmaya devam ediyor ama bu ümitsiz bir çaba.

3