İngilizce'de bir laf var böyle sorular için: "Million dolar question."
Bizde dönen paralar öyle büyük ki, yukarıdaki sorunun cevabı milyon değil pek çok milyar dolar değerinde aslında.
İstanbul Borsasının değerini ölçen pek çok endeks var ama bunlardan en çok referans kabul edileni BIST 100 endeksi.
Bu endeks, Sermaye Piyasası Kurulu'nun Türkiye'deki fonlarla ilgili kuralları değiştirdiği 28 Ağustos günü 14.641,56 idi.
Aynı endeks 29 Eylül akşamı 12.290,58'i gösteriyordu.
Bu endeks bazında yüzde 16'dan fazla kayıp demek.
Son bir ayda borsanın farklı endekslerinde farklı kayıp seviyeleri var. Ama bu yazının konusu açısından en ilgincine değineyim: BIST'in bir de yeni halka arz olmuş şirketlerle ilgili bir endeksi var, bu endeks son bir ayda yüzde 46 kaybetmiş. Finansal kiralama ve faktoring şirketlerinden oluşan endekste kayıp yüzde 50.
Ama ilginçtir, halka arz endeksi de, finansal kiralama ve faktoring endeksi de son bir aydaki kayıplarına rağmen son bir yılda ciddi para kazandırmış. Halka arz endeksi 1 yıl önceye göre yüzde 44, faktoring endeksi yüde 35 yukarıda hala.
Fon dolandırıcılığının ve soygunun hisse senedi cephesinin nasıl çalıştığını biliyoruz: Piyasada az miktarda işlem gören bir hisseyi al, onu yapay alım satımlarla yukarı yaşı, bu sayede fonunun değerini olağanüstü yükseltip fona taze para çekmeye devam et, fona girenlerin çıkanlardan fazla olmasını sağla.
Fonların bu yönü tam da bu sebeple (girenler çıkanlardan fazla olsun) Ponzi'ye, yani saadet zincirine benzetiliyor.
Borsa İstanbul'da sırf fonların değerini şişirmek için büyük bir hisse senedi balonu yaratıldı. Şimdi tartıştığımız şey, bu balonun büyüklüğü.
Ülkemizi yönetenler bize ve dünyaya güven vermek istiyor, iki lafın başında "Ortada sistemik risk yok, olan riski de sınırladık" diyorlar ama bir sistemik risk olup olmadığını bu balonun büyüklüğü sorusunun cevabı belirleyecek.
Şimdi size bazı rakamlar vereceğim, meselenin derinliğini ve büyüklüğünü anlamanız için...
28 Ağustosta SPK yeni fon Rehber'ini açıklayınca, bu şişik fonlarda parası olan bütün büyük yatırımcılar alarma geçti. Altın yumurtlayan tavuk artık yumurtlamayacaktı.
Yağmur gibi fondan çıkış emirleri gelmeye başladı. Bir hesaba göre 28 Ağustostan fonların tasfiye edildiği 17 eylül öğlen saatlerine kadar 300 milyar liralık fon çıkışı yaşandı.
300 milyar lira, yuvarlak hesap olsun doları 50 lira kabul etsek, 6 milyar dolar eder.
Sadece 20 günde bu kadar para çekme talebi gelince, üç beş tane fiyatı şişirilmiş hisseden oluşan hisse ağırlıklı fonlar kilitlendi. Çünkü ellerindeki hisseyi satsalar bile alıcısı yoktu veya çok büyük fiyat düşüşlerine razı olmaları gerekiyordu.
Bazı fon yönetim şirketleri çok vahim bir işe girişti; riski düşük likit para fonlarındaki parayı alıp hisse senedi fonlara verdiler müşterilere para ödemek için, bu arada o fiyatı şişik hisseleri de kendilerine rehin aldılar. Böylece kriz hisse ağırlıklı fonlardan çok güvenilir olması gereken para fonlarına yayıldı.
O para fonlarına rehin verilen hisselerin fiyatı düşünce ortaya büyük bir teminat açığı doğdu ve borsa bunlar için "margin call" çağrısı yaptı. Fonlar için tasfiye kararının verildiği anda, tasfiyeye uğrayan bu 131 fon için yapılan teminat tamamlama çağrılarının (margin call) toplamı 36 milyar doları bulmuştu.
Tasfiye anında o 131 fonun toplam değeri 17 milyar dolardı.
Düz mantık yürüten insan şöyle düşünebilir: Tamam, bu fonların içindeki hisseler kaça satılırsa satılsın, fon katılımcılarına para ödensin ve bu mesele bitsin.
Hayır, mesele o kadar basit değil.
Karar'da İbrahim Kahveci'nin yazdığına göre Ağustos ayında borsamızdaki şirketlerin toplam değeri 23 trilyon liraydı. 29 eylül itibarıyla baktığımızda borsanın toplam değeri 16,4 trilyona düşmüş durumda. Borsada bir ayda 6,5 trilyon lira buharlaştı. Bu dehşet verici bir rakam: 132 milyar dolar demek.

11