Birkaç yıl önce bir haber okudum. Finlandiya merkezli bir şirket protein üretmenin kolay, ucuz ve çevreci bir yolunu bulmuştu. Bu buluşun dünya çapında beslenme endüstrisini etkilemesi bekleniyordu.
İlk okuyuşta tepki gösterdim. Hiçbir laboratuvarda veya makinede üretilen proteinin şöyle güzel, yumuşak bir etin yerini tutamayacağını düşünenlerdenim çünkü. Ama sonradan aklıma düştü: Ne kadar ön yargılıydım.
Elbette hepimiz sadece beslenmek değil, yiyip içerken zevk de almak istiyoruz. O yüzden lokantalara dünyanın parasını ödüyor, TV başında yemek pişirme programlarını izliyor, gittiğimiz ülkelerdeki ünlü lokantalara gitmekle övünüyoruz.
Ancak biraz yakından baktığınızda bütün bunların kültürle ve yemek pişirme yöntemiyle ilgili olduğunu görüyorsunuz. 'Beslenme' dediğimiz şeyin ana malzemesiyle değil.
Ana malzeme dediğiniz proteinler, karbonhidratlar, yağlar ve lifler ile bunların içerdiği vitaminler ve mineraller dahil 'besleyici ögeler.'
Dünya üzerinde bu kadar milyar insan yaşıyor. Hepimiz bir diğerimiz kadar hayatta kalmaya ve doğru düzgün beslenmeye ehiliz. Ama hepimiz güzel bir sığır etini yeterli sıklıkta yemeye kalktığımızda buna dünyanın kaynakları yetmiyor. O yüzden bazı insanların mevcut tarım endüstrisinin ötesinde yeni yiyecek üretme yöntemleri araması boşuna değil. Sonunda herkes beslenecek bir biçimde.
Bazıları protein ihtiyacı için böceklere yöneliyor. Çeşitli karıncalar ve diğer kabuklu böceklerden elde edilecek proteinin dünyanın ihtiyacını karşılamasını bekliyor.
Bazıları laboratuvarlarda hücreleri veya bakterileri/mikropları besleyip onlardan protein elde etme, sonra da bu proteini türlü çeşitli biçimlerde (ilk akla gelen şey nedense etsiz hamburger oldu) tüketiciye sunma peşinde.
İşte bakın Finlandiyalı şirket Solar Food da, güneş enerjisinden elektrik elde edip suyu elektrolize tabi tutuyor, buradan elde ettiği hidrojeni havadaki karbondioksitle birleştiriyor, yanına başka materyaller ekleyip bakterileri besliyor, sonra da bakterilerden kalanları kurutup yüzde 60'a yakın protein, yüzde 10 civarı yağ ve yüzde 25-35 arası karbonhidrat içeren bir besin buluyor.
Hayır, o besini doğrudan ağzınıza atmayacaksınız. Şirket şimdiden bu tozu gıda katkısı olarak ne bileyim lazanyaya, çorbaya vs katmanın yollarını bulmuş.