Siyasetçiyi Günah Keçisi Yapmak: Asıl Maaşlar Neden Görülmez

Milletvekili maaşları tartışılırken devlet kurumlarının yöneticilerinin çok daha yüksek gelirleri neden görünmez kalıyor, siyaseti hedef tahtasına koymak denetimi zayıflatmak için bilinçli bir strateji midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Türkiye'de milletvekili maaşlarının abartılı şekilde tartışılırken, kamu kurumları ve devlet iştiraklerinin yöneticilerinin çok daha yüksek gelirlerinin sistemli olarak gözardı edildiğini savunuyor. Bu seçici dikkat dağıtmanın siyaseti itibarsızlaştırarak denetim mekanizmalarını zayıflatmak için bilinçli bir algı mühendisliği olduğunu ileri sürüyor. Ancak siyaseti günah keçisi yapmak yerine gerçek hesap sormanın objektif standartlarla yapılması gerekiyorsa, sadece seçilmiş siyasetçilere yönelik basınç kampanyaları bu adil denetleme hedefine ulaşabilir mi?

Türkiye'de tartışmaların yönü çoğu zaman gerçeği aramak için değil, gerçeği perdelemek için belirleniyor. Son yıllarda bunun en çarpıcı örneklerinden birini yaşıyoruz: Milletvekili maaşları üzerinden koparılan fırtına...

Evet, toplumun ekonomik sıkıntı yaşadığı bir dönemde her maaş tartışılır. Ancak burada dikkat çekici olan şey, neyin tartışıldığı kadar neyin özellikle tartışılmadığıdır.

Bugün ekranları açın, sosyal medyaya bakın; "Milletvekilleri 300 bin TL maaş alıyor" başlığıyla kıyamet koparılıyor. Meclis'teki yemek fiyatları bile günlerce manşet oluyor. Gazeteciler, yorumcular, sözde aydınlar bu konuyu gündemde tutmak için adeta yarışıyor.

Peki aynı hassasiyeti, devletle bağlantılı kurumların tepe yöneticilerinin maaşlarında görüyor muyuz

Görmüyoruz.

ünkü orası, algı mühendisliğinin özellikle dokunulmaz alanıdır.

Bakın tabloya...

Tarım kooperatiflerinin bazı yöneticileri, bir milletvekilinin maaşının katbekat üzerinde gelir elde edebiliyor. Kamu iştiraki niteliğindeki büyük şirketlerin yönetim kurullarında yer alan isimler, bir değil, iki değil, bazen beş ayrı yerden maaş alabiliyor.

Türk Hava Yolları gibi dev bir kurumun tepe yönetiminde yer alan bir ismin aldığı toplam gelir, neredeyse onlarca milletvekilinin maaşına denk düşebiliyor.

Gübretaş gibi daha az konuşulan ama kamu bağlantısı olan şirketlerde dahi yöneticilerin gelirleri, toplumun algısının çok ötesinde seyrediyor.

Ama bunlar konuşulmuyor.

Neden

ünkü hedef başka.

Bugün Türkiye'de sistematik bir şekilde siyaset kurumu itibarsızlaştırılıyor. "Hepsi aynı", "hepsi çıkar peşinde", "hepsi milletin sırtında" söylemleri bilinçli şekilde yayılıyor. Bu söylemler sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda bir yönlendirme.

ünkü siyaset zayıflatılırsa, denetim zayıflar.

Denetim zayıflarsa, asıl büyük kaynakların döndüğü alanlar görünmez hale gelir.

Ve işte o zaman, kimsenin sorgulamadığı, kimsenin hesap sormadığı bir düzen oluşur.

Burada açık konuşmak gerekiyor:

Bir ülkede millet adına yasa yapan, bütçeye yön veren, ülkenin kaderine etki eden insanların maaşını tartışmak doğaldır. Ama sadece bunu tartışıp, aynı sistem içindeki diğer büyük gelir kapılarını görmezden gelmek; bu artık masum bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir.