Siyaset Şova Dönüştü, Millet Seyirci mi Kaldı

Türkiye'de siyaset uzun zamandır bir fikir mücadelesi olmaktan çıkıp bir gösteriye dönüşmüş durumda. Eskiden meydanlarda projeler konuşulurdu, bugün ekranlarda performanslar konuşuluyor. Dün liderlerin ne söylediği tartışılırdı, bugün nasıl söylediği... Hatta çoğu zaman ne söylediğinin bile bir önemi kalmıyor. Yeter ki izlenme alsın, yeter ki gündem olsun.

Gençlik yıllarımda Ülkü Ocakları'ndan başladığımız ideolojik ve siyaset yaklaşımı, sadece slogan atmaktan ibaret değildi. O günün Türkiye'sinde mesele; ülkenin sorunlarını, tarihini, genel kültürünü okumak, anlamak ve sonra bunu milletin her kesimine anlatabilmekti. Kürsüye çıkmak bir sorumluluktu; bilmeden konuşmak ayıp sayılırdı. Siyasete intikal ettiğimizde ise Türk milletinin ileri memleketler seviyesine çıkması için genç arkadaşlarımızla geceleri sabahlara kadar proje üretir, gündüzleri ise teksir kağıtlarına bastığımız uyanış mesajlarını dağıtırdık. Yani siyaset; emekti, fikirdi, çileydi.

Bugün geldiğimiz noktada ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Sosyal medya çağının siyaseti dönüştürdüğü bir gerçek. Ancak mesele sadece dönüşüm değil; mesele bu dönüşümün siyaseti sığlaştırmasıdır. Artık siyasetçiler, toplumu yönetmekten çok topluma "beğeni üretmeye" çalışıyor. YouTube dili, TikTok refleksi, kısa video mantığı... Hepsi siyasetin içine girmiş durumda.

Daha da dikkat çekici olan şudur: Sosyal medyada beğeni sayınız belirli bir seviyeye ulaşmışsa, artık siz "şöhret" olmuş sayılıyor ve siyasetin klasik basamaklarını tırmanmak zorunda kalmadan bir değer haline geliyorsunuz. Oysa siyaseti sosyal medya üzerinden, popülist şovlar üzerinden yürütmenin seçmene gerekli ve yeterli mesajları verdiğini iddia etmek gerçekçi değildir. ünkü siyaset, birkaç saniyelik videolarla anlatılacak kadar yüzeysel bir alan değildir.

Bununla birlikte Türkiye'de siyaset dilinin giderek basitleştirilmesi de ayrı bir sorundur. Toplumu yukarı taşımak yerine dili aşağıya çekmek, karmaşık meseleleri anlaşılır kılmakla karıştırılmamalıdır. Bugün gelinen noktada siyaset dili neredeyse ilkokul seviyesine indirgenmiş; bu da siyasetin kalitesini düşürürken ülke yönetimini sorgulanamaz hale getirmiştir. Basitleştirilen dil, yapılan hataların üzerini örtmenin de en etkili aracı haline gelmiştir.

Burada asıl sorulması gereken soru şudur: