Muhalefet birbirine düşerken kim kazanıyor

Türkiye'nin bugün en önemli gündemlerinden biri hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, adalet, eğitim ve güvenlik meseleleri olması gerekirken, kamuoyu günlerdir muhalefet partilerinin kendi iç kavgalarını izlemek zorunda bırakılıyor.

Özellikle CHP'de yaşanan gelişmeler üzerinden herkes bir taraf seçmeye zorlanıyor. Oysa meseleye kimin haklı, kimin haksız olduğu açısından bakmaktan önce çok daha önemli bir soru sormak gerekiyor:

Bu yaşananlar kimin işine yarıyor

Siyasette bazen sonuçlar niyetlerden daha önemlidir. Bir siyasi hareket içinde yaşanan her kavga, her bölünme ve her ayrışma dönüp dolaşıp rakiplerinin hanesine yazılır. Bugün CHP içerisinde yaşanan tartışmalarda da asıl dikkat edilmesi gereken budur.

Türkiye'de iktidarın uzun yıllardır başarıyla uyguladığı bir yöntem vardır. Böl, parçala ve yönet.

Bu yöntem sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde iktidarların ve güç merkezlerinin kullandığı klasik bir stratejidir. Rakibini doğrudan yenemiyorsan kendi içinde tartışır hale getirirsin. Birlikte hareket etmesini engellersin. Enerjisini dışarıya değil kendi içine harcatırsın.

Son yıllarda bunun birçok örneğini gördük. Muhalefet bloklarının parçalanması, siyasi partiler içerisindeki ayrışmalar, liderlik tartışmaları ve bitmek bilmeyen iç hesaplaşmalar hep aynı sonuca hizmet etti. Muhalefet kendi içinde mücadele ederken iktidar rahat bir nefes aldı.

Bugün CHP'de yaşanan tartışmalara da bu açıdan bakmak gerekiyor. Elbette her siyasi partide görüş ayrılıkları olabilir. Liderlik yarışı da olabilir. Ancak siyaset sadece haklı çıkma mücadelesi değildir. Siyaset aynı zamanda sonuç üretme sanatıdır.

Eğer ortaya çıkan sonuç rakibinizi güçlendiriyorsa, ekonomik sıkıntıların konuşulmasını engelliyorsa, vatandaşın gündemini değiştiriyorsa ve muhalefeti kendi içine kapatıyorsa, herkes dönüp kendisine şu soruyu sormalıdır:

Ben kimin değirmenine su taşıyorum