Fenerbahçe ligde namağlup ilerliyor, Avrupa'da play-off turuna kalmış durumda, kupada da yoluna devam ediyor..
Bu tabloyu Avrupalı ya da Güney Amerikalı bir futbolsevere sorsanız, "Sarı-lacivertli takım başarılı, daha ne istiyorsunuz" diye sorar..
Ama ne hikmetse bizdeki sözde Fenerbahçeli bazı futbol yorumcuları, ekranlardan başta Teknik Direktör Tedesco olmak üzere bazı futbolcuları tabiri caizse gömüyor..
Üstelik bunu yaparken en ufak bir yapıcı eleştiri dahi sunmadan, tamamen yıpratıcı ve yönlendirici bir dil kullanıyorlar..
Özellikle 1988-1996 yılları arasında Fenerbahçe'de forma giymiş, teknik direktörlük dönemlerinde ise kayda değer hiçbir başarı elde edememiş bazı isimler, bulundukları ekranlardan Fenerbahçe'yi yerden yere vuruyor..
Biz sizin futbolculuğunuzu da gördük, teknik direktörlüğünüzü de gördük, yorumculuğunuzu da gördük..
Futbolculuk döneminizde yaptığınız gruplaşmaları, Tanju Çolak gibi bir gol kralının bu takımdan nasıl gönderildiğini de çok iyi biliyoruz..
Danimarkalı Nielsen'e yapılanları, yaşatılanları da unutmuş değiliz..
Bugün tüm derdinizin yine takımın başına kendi eski takım arkadaşlarınızdan birinin geçmesi olduğunu da herkes gayet net görüyor..
Sadettin Saran başkan olmuş, kendisinin getirmediği Tedesco'ya sahip çıkıyor diye adeta kudurduğunuzu biliyoruz..
Bu rahatsızlığın temelinde Fenerbahçe sevgisi değil, kişisel hesaplar ve bitmeyen hırslar olduğunu da farkındayız..
Ama artık Fenerbahçe taraftarı sizin gerçek yüzünüzü gördü ve bu oyunlara karnı tok..
Kimseye sakın "Biz sizden daha büyük Fenerbahçeliyiz" sloganını satmaya kalkmayın..
Bu kulübün asıl ve en büyük sahibi taraftardır, dün de böyleydi bugün de böyle, yarın da böyle olacak..

17