Ağabey diyor ki; Uyanık olalım

Ülkemizde maalesef her türlü perişanlık zirve yapmış durumdadır. Zira hırsızlık yapmak moda haline geldi, sömürmek meziyet oldu, yalan konuşmak, şarlatanlık normal kabul edilir oldu. İman ise korunmasız kaldı. Vatandaş umutsuz durumda, idareciler ise hâlâ gaflet uykusunda.

Ayrıca ar ve hayâ ülkemizde buharlaştı, ahlak dejenere oldu, sevgi, saygı kullanılamaz hale geldi. Gelenek ve görenekler yerlerde sürünmekte, edebimiz, terbiyemiz yok oldu. Nitekim kadın kadından, erkek erkekten iğrenir hale geldi. İnsanlar sürekli iç çamaşırı, baldır bacak ve mahrem yerleri görmekten tiksinmiş durumda.

Üzülerek müşahede ediyoruz, sokaklar, caddeler, alanlar et pazarına döndü. Her yerde, utanmadan, ahlak ve edebe aykırı bir şekilde, sarılmalar, öpüşmeler ziyadeleşti. Erkekler feminen tavra büründü. Eşini kıskanmaz oldu. Karısının teşhirciliğine ses çıkaramaz oldu. Feminizm, laisizm nesli ve aile yuvasını yıkar hale geldi. Herkes canını kurtarmaya çalışsa da başarılı olamıyor.

Zira ahlak ve maneviyat rafa kaldırılmış, ahlaksızlık bir nevi ülkemizi ihata etmiştir. Nikâh yapma yerine seviyeli beraberlikler tavan yapmış durumdadır. İnsanlarımız külfet altına girmemek için, ciddi bir şekilde evlenmeyi düşünmüyor.

Çocuklar ana babayı, eşler birbirini dinlemiyor. Onun için her konuda buhran yaşıyoruz. Ülkemizde Ebu Cehiller çoğalmış, adalet neredeyse zalimden yana olmuş durumda. İlim cahillerin elinde oyuncak, âlimler konuşamaz halde. Menfaat için dost dostu sırtından vuruyor, ayrıca yalan dile yâr olmuş durumda.

Gördüğümüz kadarıyla milletimiz ateşe sürükleniyor ama yöneticilerimiz hâlâ uyanamıyor. Siyasiler geçici saltanatları için, çare arama yerine, lafazanlık yapıyor. Milleti kandırmak için alıştırılmış papağanlar gibi konuşup duruyor. Parlak cümlelerle insanları oyalamaya devam ediyor. Oysa:

· Yoksulluk her gün biraz daha artıyor.

· Emeklinin karnı açlıktan gurulduyor.

· Esnaf perişanlık içinde iş yapamıyor.

· Memur açlığa mahkûm hale geldi.

· Ar-hayâ dumura uğramış.

· Din yozlaştırılmış durumda.

· Belediyelerde ve maalesef devletin birimleri içinde rüşvet alma verme söylentileri ayyuka çıkmış.

· Devleti ve milleti ayakta tutan tüm değerler unutuldu.

· Aile yapısı darbelenerek zayıfladı.

· Saygı buharlaştı, bencillik ziyadeleşti.

· Menfaat vicdanın önüne geçti.

· Eğitim yozlaştı, deizm anlayışı ziyadeleşti.

· Doğru olanlar değil, kolay olanlar seçilir oldu.

· Ülkemizde haram lokma normalleşti, helal lokma unutuldu.

· Adam kayırmacılığı tavan yaptı, böylece biat etme geleneği zirveye ulaştı.

Unutmamak gerekir ki;

· Doğru olan söz, eğri kulağa ağır gelir.

· Helal lokma aranmaz oldu, zira insanlar dünyevileşti. Onun için eğri oturanlar alaka görüyor, doğru oturanlar ise yeriliyor.

· Maalesef haklı olanlar susuyor, haksızlar ise saltanat sürüyor.

Hemen belirtelim ki, dünya fanidir, hiç kimseye kalmıyor. Bugün gülen, yarın ağlar duruma düşebiliyor. Güçlü olanlar, yarın duaya muhtaç olabiliyor. Zenginler fakirleşebiliyor. Kâşânelerde, konaklarda, villalarda yaşayanlar, bir gün gelip gecekondu evlere muhtaç kalabiliyor. Ölüm gibi bir hakikat varken, boşu boşuna dünya gibi bir yalanın peşinde koşup duruyoruz. Karun gibi zengin olmak için çırpınıyoruz.