Biz, 'Ufukların Efendisi' olan Osmanlı'nın torunlarıyız. Osmanlı, asırlar boyu yönetimde kaldı, adaletiyle, hakşinaslığıyla gönüllere taht kurdu. Merhum Cemil Meriç; "Osmanlı taklit edilemeyecek kadar büyüktür" diyerek, Osmanlı'nın muhteşemliğini açıklamıştır.
Kemal Tahir de; "Biz tarihi çalınmış milletiz, kimse hırsızın peşine düşmüyor" beyanıyla, milletin dikkatini çekmiştir. Hırsız belli ama güç yetmiyor. Üstelik Osmanlı tarihini unutturmak için elden gelen her türlü entrikalar çevrilmiş, yalan tarih nesillerimize okutula gelmiştir.
Bu konuda samimi olan tarihçiler bile doğruları yazmaktan çekinmiştir. Zira zebaniler her yerde görev yapmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) buyuruyor ki; "Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hainlere güvenilecek." Onun için tarihimiz maalesef şaibeli hale getirilmiştir. O kadar ki cihan imparatorluğu olan Osmanlı yerilmekte, nevzuhur olanlar alkışlatılmaktadır. Son dönem tarihimiz de Ermeni kökenli olduğu iddia edilen Emin Oktay tarafından kaleme alınmıştır.
Unutmamak gerekir ki, mazisi pak olan atiyiz. Çünkü biz Osmanlı nesliyiz ve tarihine bağlı bir milletiz. Ancak bu konuda doğruları söyleyen, doğru olanları savunan insanlar bir vesile ile yerilmektedir. Dünyevileşme sebebiyle de gerçekler duyulmak istenmemektedir.
Nitekim ecdadımız Osmanlı tahkir edilmekte, bunu önleyecek olanlar, iktidar mensupları da bir türlü korkudan sesini çıkaramamaktadır. Sadece bayramlarda, kısmen de olsa ceddimiz Osmanlıdan bahsedilmekte ama Ziya Paşa'nın dediği gibi:
Âyînesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz.
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
Sadece konuşmak yeterli olmaz, esbaba tevessül de gerekir. Hiç değilse, Osmanlı'yı haksız yere eleştirenlerin eleştirilerini önlemek için kanuni düzenlemeler yapılabilir. Bu da cesaret ve yürek ister. O da merhum Mehmet Akif Ersoy'un;
Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.
İkazını dikkate almakla mümkün olabilir. Necip Fazıl da;
Yol O'nun varlık O'nun gerisi hep angarya
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya
diyerek milleti aksiyona davet etmektedir. Ancak milletimiz politize edildiği için, ayağa kalkamamaktadır. Yalanları dinleyerek uyumaya devam etmektedir.
Muhammed İkbal demiştir ki;
Bize yol, bize ışık, bize rehberdir Kur'an
Bî-bekâdır şu âlemde onsuz her hânümân
Yol tayininde, tarih yazılımında gerçekler değil de yalanlar teşvik ediliyorsa, o tarihten uzaklaşmak gerekir. Zira o, gerçek dışı bir tarih yazılımı olur. Gerçeklerden uzak, baskı altında yazılan tarih olur.
Oysa Ömer Hayyam der ki, "

9