Yaratılan her insan, yaşadığı müddetçe doğru olanı yapmak, yanlıştan da uzak durmakla mükellef kılınmıştır. Her ne sebeple olursa olsun bu hususa riayetsizlik etmemelidir. Siyasi, sosyal farklı düşünceler ana gayenin dışına çıkarsa, o zaman toplumlarda huzursuzluklar baş gösterir.
Onun için Allah, bol nimet ve refahtan şımarıp yeryüzünde büyüklük taslamayınız, hadleri aşmayınız, zorbalık yapmayınız, zorbaların ardınca gitmeyiniz, partilere ayrılıp birbirinizle çekişmeyiniz, cemiyette fesat çıkarmayınız emirlerini vermektedir. Fitnelerden sakınınız ki, o yalnız zalimlere çatmaz. O, mazlumları korur, zalimlere de iltifat etmez. Müminlerin ihtilafından da hoşnut olmaz. Tam aksi; "Bölünmeyin, parçalanmayın, sonra devlet elinizden gider" (Enfâl/46) buyurmaktadır. Çünkü haksızlık yapan siyasilerin, bürokratların, titr sahibi olanların, hülasa herkesin her yaptıkları günü gelince önlerine konacaktır. Bu sebeple zulümden uzak durulmalıdır.
Hemen ifade edelim ki; müminler putlara, Nemrutlara, derebeylere ve Firavun ruhlulara iltifattan uzak durmalı, sadece ve sadece Allah'tan korkmalı ve sadece O'ndan yardım dilemelidir. İnanan herkes putlara, totemlere değil, sadece kendisini yaratana secde etmelidir. Zulüm işleyen veya zulme devam eden siyasilerin söylediklerine değil, Yaradan'ın emirlerine boyun eğmelidir. Zira zulme devam, ilahi azabı davet demektir. Bu ahvalden herkes uzak durmalıdır, aksi hal perişanlıktır.
Malum, bütün insanlık Yaradan'a muhtaçtır. (Fâtır/15) "Eğer (O) dilerse sizi (yok eder) giderir, (yerinize) yepyeni bir halk getirir. Bu Allah için güç değildir." (Fâtır/16-17)
Ama günümüzde gördüğümüz, Allah'ın kullarının, kul olanlara daha çok itibar ettikleridir. Siyasi genel başkanlara gösterilen saygı, bizi teyit etmektedir. Çünkü onların her sözü maalesef kutsal olarak algılanmakta, onun için siyaset çirkinleşmektedir. Oysa kâfirleri, münafık ve riyakârı bir anda helâk etmek Allah için çok kolaydır.
Nitekim Nuh tufanı,
Hûd döneminde helâk rüzgârı,
Salih döneminde öldüren ses,
İbrahim'i yakmayan ateş,
Lût zamanında taş yağmuru,
Eyke kavmini, Âd kavmini de itaatsizlikleri sebebiyle helâk eden Allah'ın, günümüzün söz dinlemez idarecilerini, düşünmeden particilik yapanları helâk etmesi zor değildir. Zira bunları destekleyen, oy verenlerin aymazlıkları sonucu ülkeler perişan olmaktadır.
Ülkemizde ise her gün ekonomik gücümüz azalmakta, edebimiz buharlaşmakta, millet sevgimiz yok olmaktadır. Buna mukabil hâlâ sağır sultanlara iltifat asla azalmamakta, ülkenin bunalımları böylece ziyadeleşmektedir. Hâlâ 'benim partim' diyenler çoğunluktadır. Bu partilerin büyük çoğunluğunda liderler kutsanmakta, onların sözü değiştirilemez, değişikliği teklif bile edilemez kabul edilmekte, körü körüne itibar gösterilmektedir.

10