Ağabey diyor ki; Ne bizden rükû, ne sizden kıyam Selâmün aleyküm, aleyküm selam

Son zamanlarda siyaset kazanı, olabildiği kadar kaynamaktadır. Bir tarafta iktidar, diğer tarafta ana muhalefet partisi, siyaset kazanının daha çok fokurdamasını sağlamak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Hemen belirtelim ki, Aristo'nun dediği gibi: "Siyasetle meşgul olmak istemeyen münevveri bekleyen korkunç bir akıbet vardır. (O da) cahiller tarafından yönetilmektir." Yani yönetimi cahil idarecilere bırakmaktır. Onun için hiç kimse, biz siyasetçi değiliz, siyasetle uğraşmıyoruz ama siyasetçiler bizimle çok uğraşıyor diyemez.

Malum siyaset; memleket idaresi ve bu meseleyle ilgilidir. Onun için siyasetçi dinamik ve akıllı olmalıdır. Sadece kendini değil, toplumu düşünerek hareket etmelidir. Bir makama gelebilmek için, günümüzde gördüğümüz gibi, entrikacı olmamalıdır. Memleketin maddi ve manevi bunalım içinde bulunduğu bir sırada sesini çıkarmayan ama şahsi menfaati için kazan kaldıran siyasetçileri istemiyoruz. Ayrıca doğru olan ile eğri olan arasında bitaraf olanlar eninde sonunda bertaraf olur, gündemden düşer, perişan olur.

Onun için bir ülkede ve ülkemizde de iyiler, doğru olanlar, hak yolda yürüyenler, ciddi siyasetçi olanlar, en azından kötü olanlar bir başka ifade ile yamukluk yapanlar kadar cesur, gözü kara olmazlarsa, o memleketin nizama, selamete, refaha ve saadete ulaşması düşünülemez. Siyaset alanında rezil olan kimseler genel başkan olursa, belediye başkanı olursa, o ülkede aklı erenler felakete hazırlık yapmış olurlar. Üstelik bu gibiler çalmayı, sömürmeyi meslek haline getirirler. Bunlar, günümüzde olduğu gibi, millet nezdinde itibar kaybeder, perişan olurlar ve maalesef de oldular.

Siyaset, naehil olanların elinde felaket, ehil olanların elinde de (Millî Görüş yönetimlerinde ve belediyelerinde olduğu gibi) selamet ve saadet sebebi olur. Siyaset insanları iki gruba ayırır. Birinci grupta yer alanlar, yalancılar, yalayıcılar, yalakalar ve münafıklardır. İkinci grupta ise 'Adil Düzen' için çalışanlar, haram yemeyenler, çalmayanlar, devleti soymayanlar vardır.

Orhan Veli Kanık dizelerinde:

Neler yapmadık şu vatan için

Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik

der ama bizler asla doğruyu hâkim kılamadık, yanlış ve çıkmaz yollarda zaman kaybettik. "Kalkın ey ehli vatan dediler, ayağa kalktık... Bir de baktık ki, yerimize onlar oturmuş." Bir Alman atasözünde; "Vaazı tilki veriyorsa, kümese göz-kulak ol" denerek, insanlar ikaz edilmektedir. Aksi halde, her konuda olduğu gibi, zararı, temkinli hareket etmeyenlere kalır.

Unutmamak gerekir ki, siyasetçilerin kısmı azamisinin dili sivri değil, kıvrımlı olur. Genellikle Osman Bölükbaşı'na atfedilen isabetli bir sözde: "Siyasette 'iki v' yoktur. 'Vefa' ve 'vicdan...' Bu 'iki v'yi siyaset kaldırmaz" denmektedir. Çünkü vefasızlık artık meslek haline gelmiş durumdadır. Vefasız insanları baş üstü taşırsanız, sonra ihanetini görürsünüz. Vicdanı nasırlaşmış siyasetçiyi alkışlarsanız, arkanızdan dolap çevirir. Günümüz CHP'sinde olduğu gibi...

Maalesef bazı siyasetçiler güvercinler gibidir. Aşağıdayken elimizden beslenir, yukarılara (makamlara) çıkınca da tepemize ederler.

Şeyh Gâlib der ki:

Yine zevrâk-ı derûnum, kırılıp kenâre düştü

Kimi terk-i nâm u şâne, kimi i'tibâre düştü

Yani, yine gönlümün kayığı kıyıya vurup, parçalandı... Kimi adından, şanından vazgeçip, unutulma, kimi de yükselip tanınma sevdasına, hırsına kapıldı. Böylece bu gibiler partilerini parçalamak için her türlü tezgâhlamayı yaptı. Partilileri bozmak için çalışanlar da ziyadeleşti.

Şair Salih Reşit Paşa'nın:

Mülkü tahrib eyledik zevk-i riyâset nâmına